MENÜ
22 Haziran 2026 Pazartesi
DOLAR 46,4822 ▲ %0,00
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,25 ▲ %0,00

Hürmüz Pazarlığı: Trump’ın İran Hamlesi İsrail’i Karıştırdı

Diplomatik Depremin Perde Arkası: Trump’ın Ateşkes Kararı

Ortadoğu, 8 Nisan sabahına sadece bir ateşkes haberiyle değil, bölgesel güç dengelerini kökten sarsacak diplomatik bir manevrayla uyandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz açılması karşılığında İran ile iki haftalık geçici bir ateşkesi kabul ettiğini duyurması, Tel Aviv koridorlarında adeta bir soğuk duş etkisi yarattı. 41 gündür devam eden, binlerce füzenin havada uçuştuğu ve ekonomilerin durma noktasına geldiği bu kanlı süreçte, Washington’ın attığı bu adım “stratejik bir geri çekilme” mi yoksa “yeni bir oyunun başlangıcı” mı sorusunu akıllara getiriyor. Trump, İran’dan gelen 10 maddelik teklifin müzakere edilebilir olduğunu savunurken, İsrail cephesi bu durumu bir yenilgi olarak tanımlıyor.

İsrail Medyasında Sert Eleştiriler: “Aslan Kükremesinden Kedi Miyavlamasına”

İsrail’in köklü yayın organlarından Maariv gazetesi, Trump ve Netanyahu yönetimlerini hedef alan oldukça sert bir analiz yayımladı. Haberde kullanılan “Aslan kükremesinden kedi miyavlamasına” benzetmesi, İsrail içindeki hayal kırıklığının boyutunu net şekilde özetliyor. Gazete, 41 günlük savaşın sonunda 5 bin binanın yıkıldığını, İsrail ekonomisinin felç olduğunu ve havalimanlarının haftalarca kapalı kaldığını hatırlatarak, nükleer kapasitesi hala yerinde duran bir İran’ın bu masadan galip çıktığını savunuyor. Hamaney’in tasfiyesine rağmen rejimin ayakta kalması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün dolaylı olarak devam etmesi, Tel Aviv’deki güvenlik bürokrasisi için kabul edilmesi zor bir tablo olarak nitelendiriliyor.

Hürmüz Boğazı ve Enerji Koridorunun Geleceği

Trump’ın masadaki en büyük şartı olan Hürmüz Boğazı’nın açılması, aslında küresel enerji piyasalarını sakinleştirme hamlesi olarak okunuyor. İran’ın bu boğazı bir “finansal ATM” gibi kullanması ve küresel ticaretin can damarını elinde tutması, Washington’ı bu tavizkar görünen anlaşmaya iten temel sebep olarak görülüyor. Ancak İsrail tarafı, bu geçici nefes alışın İran’ın vekil güçlerini yeniden konsolide etmesi için bir fırsat yaratacağından endişe ediyor. 28 Şubat’ta başlayan saldırıların ardından İran, Yemen ve Lübnan üçgeninden gelen misillemeler, İsrail topraklarında ciddi bir tahribat yaratmışken, sağlanan bu ateşkesin sürdürülebilirliği büyük bir soru işareti taşıyor.

İslamabad Zirvesi ve Diplomatik Trafik

Ateşkesin ardından gözler 15 gün içinde Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılması planlanan nihai müzakerelere çevrildi. Bu süreçte Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın yürüttüğü mekik diplomasisi, bölgedeki gerilimin topyekün bir savaşa dönüşmesini engellemede kritik bir rol oynadı. Ankara’nın denge politikası ve bölge ülkeleri üzerindeki nüfuzu, tarafların masaya oturmasında belirleyici unsurlardan biri oldu. Ancak İsrail yönetimi, Lübnan cephesini bu anlaşmanın dışında tutarak saldırılarına devam edeceğinin sinyalini veriyor. Bu durum, geçici ateşkesin sadece bir mola mı yoksa yeni bir bölgesel dizaynın ilk adımı mı olduğunu önümüzdeki günlerde netleştirecek. Bölgeyi yakından takip eden stratejistler, bu hamlenin enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini ancak güvenlik risklerini tamamen ortadan kaldırmadığını belirtiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir