Dışişleri Bakanlığı, insanlık tarihinin en karanlık gecelerinden biri olan Hocalı Katliamı’nın 34. yıl dönümünde zehir zemberek bir açıklama yayımladı. 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde yaşanan vahşet, aradan geçen otuz yılı aşkın süreye rağmen vicdanlardaki taze sızısını koruyor. Bakanlık, masum sivillerin hedef alındığı bu saldırıyı bir kez daha en sert dille lanetleyerek, katledilen 613 Azerbaycanlı Türkün hatırasını onurlandırdı. Bu açıklama, sadece bir anma değil, tarihin tozlu raflarına kaldırılmak istenen bir soykırım girişimine karşı verilmiş diplomatik bir rest niteliğindedir.
Tarihin Kara Lekesi: Hocalı’da O Gece Neler Yaşandı?
Hocalı, coğrafi konumu itibarıyla Yukarı Karabağ bölgesinin en stratejik noktalarından biriydi. Dağlık yapısı ve bölgenin tek havalimanına ev sahipliği yapması, şehri askeri bir kuşatma noktası haline getirmişti. Ancak 1992 kışında yaşananlar, askeri bir operasyonun sınırlarını çoktan aşmış, bir halkı topyekûn imha etme girişimine dönüşmüştü. Ermeni güçlerinin kuşatması altındaki sivil halk, dondurucu bir şubat gecesinde kaçmaya çalışırken modern dünyanın gözleri önünde katledildi. Katledilenlerin 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i yaşlıydı. Bu rakamlar sadece birer istatistik değil; parçalanmış ailelerin ve sönen binlerce hayalin kanıtıdır.
Uluslararası Hukuk Ve Adalet Çıkmazı: Soykırım Gerçeği
Türkiye’de ve uluslararası arenada insan hakları savunucuları, Hocalı’da işlenen suçların uluslararası mahkemelerde resmen “soykırım” olarak tanınması için mücadelesini sürdürüyor. Uluslararası Ceza Hukuku ve Cenevre Sözleşmeleri çerçevesinde, silahsız sivillerin sistematik bir şekilde öldürülmesi, en ağır cezai yaptırımları gerektiren bir insanlık suçudur. Türkiye Cumhuriyeti, bu adli süreçlerin takipçisi olurken, Azerbaycan’ın haklı davasını her platformda savunmayı bir devlet doktrini olarak benimsemiştir. Hukuki olarak bu vahşetin faillerinin hesap vermemiş olması, bölgesel barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak durmaktadır.
Bakanlığın yayımladığı bildiride de vurgulandığı üzere, Hocalı’da yaşananlar sadece Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ve insanlığın ortak yarasıdır. Esir alınan ve akıbeti hala bilinmeyen yüzlerce kardeşimizin acısı, Ankara ve Bakü hattında aynı şiddetle hissedilmektedir. Türkiye, “Tek millet, iki devlet” şiarıyla Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü ve haklarını savunmaya ant içmiştir. Bu tür katliamların tekrarlanmaması için alınacak en büyük güvenlik önlemi, birliği korumak ve hafızayı diri tutmaktır. Bu vesileyle, hayatını kaybeden tüm şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, kardeş Azerbaycan halkına başsağlığı diliyoruz. Unutmadık, unutmayacağız!






