Orta Doğu coğrafyası, tarihin hiçbir döneminde kolay durulmayan, her sarsıntısı sınırların ötesinde hissedilen zorlu bir denkleme sahip. Lübnan’da son günlerde yaşanan gelişmeler, bölgedeki kırılgan dengelerin ne denli hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail’in güney Lübnan’dan çekildiği 25 Mayıs 2000 tarihinin yıl dönümünde yaptığı açıklamalarla yeni bir gerilimin fitilini ateşledi. Kasım, örgütün elindeki silahları teslim etmeyeceğini net bir dille ifade ederken, Lübnan iç siyasetinde de kartların yeniden karılmasına neden olacak bir çağrıda bulundu.
“Silahları Teslim Etmek Soykırıma Zemin Hazırlar”
Naim Kasım, silahsızlanma taleplerine sert karşılık vererek, bu adımın ülkeyi savunmasız bırakacağını ileri sürdü. Mevcut Beyrut hükümetinin zayıf olduğunu ve ülkeyi koruyamayacağını savunan Kasım, silah bırakmanın İsrail’in işgal ve saldırılarına doğrudan davetiye çıkarmak anlamına geleceğini iddia etti. Lübnan devletinin kendi topraklarını ve egemenliğini tam anlamıyla koruyacak güce ulaşana kadar silahların kalacağını belirten Hizbullah lideri, halkı sokağa dökülerek hükümeti düşürmeye davet etti. Bu hamle, ülkedeki siyasi bölünmüşlüğü daha da derinleştirme potansiyeli taşıyor.
Uluslararası Kamuoyundan Karşılıklı Hamleler
Hizbullah cephesinden gelen bu sert çıkışa ilk tepki Amerika Birleşik Devletleri’nden geldi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Lübnan’ın demokratik yollarla seçilmiş hükümetini devirmeye yönelik bu çağrıları en güçlü şekilde kınadıklarını açıkladı. Rubio, ABD’nin Lübnan hükümetinin yanında durmaya devam edeceğini vurguladı. Diğer taraftan İsrail kanadında da tansiyonu yükseltecek açıklamalar ardı ardına geldi. İsrail hükümetinin aşırı sağcı bakanları Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich, Beyrut’a yönelik askeri baskının artırılmasına, hatta kentin elektrik altyapısının kesilerek binaların doğrudan hedef alınmasına yönelik adımlar atılmasını talep etti.
Ateşkesin Gölgesinde Çatışma Sürüyor
Lübnan ve İsrail arasında varılan ateşkes anlaşmasının süresi kısa bir süre önce 45 gün daha uzatılmıştı. Ancak Hizbullah’ın dahil edilmediği bu diplomatik süreç, sahada tam anlamıyla karşılık bulmuyor. İsrail ordusu, ateşkese rağmen güney Lübnan’daki mevzileri vurmayı sürdürürken, diplomatik temasların 2 ve 3 Haziran tarihlerinde kaldığı yerden devam etmesi planlanıyor. Sınır hattındaki bu istikrarsızlık, bölgesel bir barışın ne denli uzakta olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Kaynak: Hürriyet






