MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9752 ▲ %0,01
EURO 53,5833 ▲ %0,40
ALTIN 6.616,40 ▲ %0,95

GKRY’de İsrail Krizi: Trozena Köyü El Mi Gidiyor?

Trozena’da Sessiz İşgal: Kepçeler Tarihe Girdi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) derinliklerinde, sessizliğe terk edilmiş Trozena köyü, bugünlerde büyük bir fırtınanın merkezinde yer alıyor. Bir zamanlar insanların yaşadığı, anıların biriktiği bu topraklar, İsrailli bir şirketin mülkiyetine geçtikten sonra adeta bir şantiye alanına dönüştü. Ancak bu dönüşüm, bölge halkı ve siyasiler için bir ‘kalkınma’ değil, açık bir ‘el koyma’ girişimi olarak görülüyor. İddialar oldukça vahim; şirket, resmi izinlerin hiçbirini tamamlamadan kepçeleri araziye sürdü ve köyün siluetini değiştirmeye başladı.

Kilise Kapısına Kilit: Maneviyata Büyük Saygısızlık

Trozena’daki kriz sadece inşaat tozundan ibaret değil. Bölgenin en önemli manevi miraslarından biri olan Aziz Georgios Kilisesi, yeni mülk sahiplerinin ‘özel mülkiyet’ duvarları arasında kaldı. Halkın kutsal bildiği bu mekana erişimin engellendiği yönündeki haberler, Rum kesiminde infial yarattı. Eski milletvekili George Perdikis’in ‘Doğal koruma alanı talan ediliyor’ feryadı, aslında adanın genelindeki bir korkunun dışavurumu. Bir halkın, kendi topraklarındaki mabedine gidememesi, meselenin hukuki bir izin tartışmasından çok daha öte, bir egemenlik yarası olduğunu kanıtlıyor.

Lüks Tatil Köyü Mü, Demografik Operasyon Mu?

İsrailli şirketin planı oldukça gösterişli: 132 lüks konut, devasa bir şaraphane ve seçkin misafirler için bir tatil cenneti. Ancak bu ‘cennet’ vaadi, Rum siyasetçiler için ‘cehennemin’ habercisi gibi duruyor. Avrupa Parlamentosu Milletvekili Fidias Panayiotou’nun ‘İsrail bizi satın alıyor, karakterimiz değişiyor’ şeklindeki sert çıkışı, halkın içindeki o derin huzursuzluğu tetikledi. ‘GKRY İsrailleşiyor mu?’ sorusu bugün sadece gazetelerin manşetlerini değil, kahvehanelerden parlamentoya kadar her yeri işgal etmiş durumda. Satılanın sadece birkaç dönüm arazi değil, adanın geleceği olduğu konuşuluyor.

Hukuk Arkadan Geliyor: Denetimler Yetersiz

Rum Çevre Dairesi yetkilileri bölgede yaptıkları incelemelerde, toprak işlerinin ve yapılaşmanın başladığını doğruladı. Ancak trajik olan şu ki; şirketin başvurusu hâlâ ‘inceleme’ aşamasında. Yani hukuk henüz son sözünü söylememişken, sermayenin gücü sahada çoktan hükmünü sürmeye başlamış. Bu durum, yabancı yatırımcılar karşısında yerel yönetimin ne kadar savunmasız kaldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Vatandaşlar, ‘Kendi köyümüzde yabancı olduk’ diyerek tepkilerini dile getirirken, mülk satışlarının durdurulması için hükümete baskı her geçen gün artıyor.

Toprağın Sesi Kesiliyor

Trozena köyü örneği, aslında modern dünyadaki pek çok yerel topluluğun ortak sancısını temsil ediyor. Sermayenin sınır tanımayan iştahı, tarihin ve kültürün önüne geçtiğinde telafisi imkansız yaralar açılıyor. Kıbrıs gibi hassas bir dengenin üzerinde duran bir adada, köylerin parsel parsel satılması sadece bir gayrimenkul ticareti değil, toplumsal hafızanın silinmesidir. Bugün Trozena’da susturulan ses, yarın tüm adanın sessizliğine dönüşebilir. Halk, yetkililerden kağıt üzerindeki incelemeleri değil, sahada somut bir durdurma kararı bekliyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir