Gazze Şeridi, son iki yıldır devam eden ve bölgenin çehresini tamamen değiştiren ağır bombardımanların ardından, nihayet ilk kez silahların sustuğu bir ramazan ayına merhaba dedi. Şehrin sokaklarında yıllardır yankılanan patlama ve jet motoru sesleri, yerini akşam ezanının o dingin ve huzur veren tınısına bıraktı. Gazze halkı için bu ramazan, sadece dini bir vecibe değil, aynı zamanda hayatta kalmanın ve kolektif direncin sembolik bir zaferi niteliğini taşıyor. İnsanlar, üzerlerinden geçen mühimmatların gölgesi olmadan oruçlarını açmanın getirdiği buruk bir mutluluğu paylaşıyor.
Yıkıntılar Arasında Sakin Bir Akşam: Ezan Sesi Geri Döndü
İsrail’in 2023 yılının Ekim ayından bu yana sürdürdüğü sistematik saldırılar, Gazze’deki konut stokunun yüzde 90’ından fazlasını birer enkaz yığınına çevirdi. Bugün 2 milyonu aşkın Filistinli, bir zamanlar hayatlarının geçtiği modern yapıların yerinde yükselen derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Ancak bu trajik tablo, ramazan ayının manevi atmosferini gölgelemeye yetmedi. Bazı aileler, eski ramazanların hatırasını canlı tutabilmek ve aidiyet duygularını pekiştirmek adına iftar sofralarını yıkılan evlerinin molozları üzerine kurmayı tercih etti. Sosyologlar, bu durumun sadece bir gelenek olmadığını, aynı zamanda vatan toprağına ve mülkiyet hakkına duyulan sarsılmaz bağlılığın psikolojik bir dışavurumu olduğunu ifade ediyor.
Sağlık Bakanlığı’nın güncel verileri, yaşanan insani dramın boyutlarını sarsıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Ekim 2023’ten bu yana 72 bin 63 can kaybı ve 171 binden fazla yaralı ile sonuçlanan süreç, Gazze’nin sosyal dokusunda telafisi güç yaralar açtı. 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen o tarihten bu yana yaşanan 603 can kaybı, bölgedeki barışın ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini tüm dünyaya hatırlatıyor.
Abluka ve Açlığın Gölgesinde Hayata Tutunma Mücadelesi
Savaşın yarattığı fiziksel yıkım, lojistik bir kuşatma ile birleşince ramazan sofraları tarihin en mahzun dönemlerinden birini yaşıyor. Yardım tırlarının girişindeki kısıtlamalar ve geçiş güzergahlarındaki bürokratik engeller nedeniyle Gazze halkı ciddi bir gıda kriziyle karşı karşıya. Önceki yılların zengin iftar sofralarının aksine, bu yılki menüler oldukça kısıtlı imkanlarla hazırlanıyor. Ancak Gazzeliler için sofradaki yiyeceğin miktarından ziyade, gecenin sessizliği ve bomba tehdidi olmadan geçen dakikalar en büyük teselli kaynağı haline gelmiş durumda.
Uluslararası gözlemciler ve insani yardım uzmanları, Gazze’deki bu ‘sessiz ramazan’ tablosunun bölgedeki normalleşme çabaları için kritik bir dönemeç olduğunu vurguluyor. Açlığa, yokluğa ve sevdiklerini kaybetmiş olmanın verdiği derin acıya rağmen kurulan bu mütevazı sofralar, insan onurunun her türlü askeri gücün üzerinde olduğunu kanıtlar nitelikte. Gazze, bugün sadece bir çatışma bölgesi olarak değil, enkazın arasından yeniden doğmaya çalışan bir inancın kalesi olarak ramazanı selamlıyor.






