Ateşkesin Gölgesindeki Kanlı Gerçek
Gazze Şeridi, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ve aslında bölgeye bir nebze olsun nefes aldırması beklenen ateşkes anlaşmasına rağmen, her gün yeni bir trajediye uyanıyor. Ankara’daki kapalı kapılar ardında fısıltılar yükseliyor; vaat edilen barışın kağıt üzerinde kaldığı, sahadaki acı gerçeklerin ise katlanarak arttığı konuşuluyor. İsrail ordusunun, bu ‘sözde’ ateşkese rağmen saldırılarını sürdürmesi, bölge halkı için bitmek bilmeyen bir kabusa dönüştü.
Son olarak gelen haberler, yürekleri bir kez daha dağladı. Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki kalabalık Megazi Mülteci Kampı’nda yaşananlar, ateşkesin ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Hastane kaynaklarından aktarılana göre, İsrail askerlerinin rastgele açtığı ateş sonucu Revan Feyyan isimli bir vatandaşımız yaşamını yitirdi. Bu, sadece bir isim değil, bölgedeki her saldırıda yitip giden yüzlerce umut dolu hayattan yalnızca biri.
Savaşın En Masum Kurbanları
Acı tablo bununla da sınırlı kalmıyor. Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’ya bağlı Atatra bölgesinden gelen haber ise çocukların yaşadığı dehşeti bir kez daha hatırlattı. İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucu 12 yaşındaki bir çocuk yaralandı. Küçücük bedeniyle yaşam mücadelesi veren bu çocuk, apar topar Şifa Hastanesi’ne götürüldü. Bir çocuğun oyun oynaması, eğitim alması gereken yaşta, hastane koridorlarında hayatta kalma savaşı vermesi, bölgedeki insani krizin boyutlarını acımasızca ortaya koyuyor.
Sadece bireysel saldırılar değil, Gazze’nin orta, kuzey ve güney bölgeleri de İsrail ordusunun yoğun topçu atışlarıyla vurulmaya devam ediyor. Bu atışlar, geride yıkılan binaların yanı sıra, parçalanmış aileler ve paramparça olmuş hayaller bırakıyor. Vatandaşın aklındaki soru şu: ‘Ateşkes denilen şey tam olarak nedir ve kim için geçerlidir?’
Rakamların Ardındaki İnsanlık Trajedisi
Rakamlar, Gazze’deki dramın boyutunu en net şekilde ortaya koyuyor. Ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana İsrail saldırılarında tam 713 kişi hayatını kaybetti. Yaralı sayısı ise 1940’a ulaşmış durumda. Enkaz altından çıkarılan 756 cansız beden, bu toprakların sessiz çığlıklarını yansıtıyor. Bu rakamlar, sadece istatistik değil, her biri ayrı bir yaşamın, bir ailenin ve bir umudun yok oluşunun göstergesi.
Daha da vahimi, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 289’a, yaralı sayısının ise 172 bin 40’a çıktığı bildiriliyor. Bu korkunç bilançolar, bölgedeki insani felaketin boyutunu gözler önüne sererken, uluslararası kamuoyunun neden bu duruma sessiz kaldığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Her geçen gün artan can kayıpları, hastanelerdeki doluluk oranı ve altyapının tamamen çökmesi, Gazze’yi yaşanmaz bir cehenneme dönüştürüyor.
Ankara’dan Bakış: Sessizliğin Maliyeti
Ankara’daki diplomasi koridorlarında bu durum büyük bir endişeyle takip ediliyor. Ateşkesin ihlallerle dolu seyri, bölgedeki tansiyonu düşürmek yerine daha da artırıyor. Filistin meselesi, Ortadoğu’daki barış ve istikrar için kilit bir rol oynarken, Gazze’de yaşananlar, uzun vadeli çözümlerin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Uluslararası hukukun ve insani değerlerin böylesine pervasızca çiğnenmesi, aslında tüm insanlık adına büyük bir kayıptır.
Devam eden bu trajedinin, dünya vicdanında daha güçlü bir yankı bulması ve kalıcı bir barışın tesisi için somut adımların atılması kaçınılmaz bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Aksi takdirde, Gazze’deki can pazarı bitmeyecek, masum insanların acıları katlanarak devam edecektir. Bu durum, sadece bölgenin değil, küresel vicdanın da kanayan yarası olmayı sürdürüyor.






