Jeffrey Epstein dosyasının kapakları açıldıkça, altından sadece bir fuhuş ağı değil, devasa bir sistemik çürüme çıkıyor. Dünyanın en saygın eğitim kurumları, bu kirli paraya kapılarını sonuna kadar açmış. Harvard’dan MIT’ye, Yale’den Columbia’ya kadar uzanan bu skandallar zinciri, bilimin bağımsızlığını ve ahlakını doğrudan hedef alıyor. Ortaya çıkan son belgeler, paranın gücünün akademik etik duvarlarını nasıl yıktığını kanıtlar nitelikte. Kimse masumiyet karinesinin arkasına saklanmasın; bu tablo, prestijin nakit paraya satıldığı bir etik iflas tablosudur.
Akademinin Prestijine Saplanan Kirli Hançer
Belgelerdeki detaylar kan dondurucu. Harvard Üniversitesi, 1998 ile 2008 yılları arasında bu şahıstan milyonlarca dolarlık bağış kabul etmiş. Üstelik bu paralar, insanlığın geleceğini şekillendiren beyin bilimi ve evrimsel biyoloji gibi kritik alanlarda kullanılmış. MIT Medya Laboratuvarı ise 525 bin dolarlık bir ‘katkı’ ile listeye dahil olmuş. Yale ve Columbia ise disiplin cezaları ve ders yasaklarıyla durumu toparlamaya çalışsa da güven bir kez sarsıldı. Columbia Üniversitesi’nde, Epstein’in bir yakınına okul kapılarını açan iki kişiye disiplin cezası verilmesi, buzdağının sadece görünen kısmıdır.
Akademisyenlerin ‘araştırma bütçesini desteklemek için görüştük’ savunması, kurbanların acısı karşısında içi boş bir bahaneden ibarettir. 2008 yılındaki mahkumiyetine rağmen bu şahısla kurulan temasların kesilmemesi, basit bir ihmal değil, bilinçli bir tercihtir. Dünyanın en zeki zihinleri olarak tanımlanan bu isimlerin, bir suç imparatorunun parasına muhtaç kalmış gibi davranması kabul edilemez. Bilimin zirvesindeki bu isimlerin, ellerindeki kana rağmen bu çekleri nasıl tahsil ettikleri şimdi tüm dünyanın gözleri önünde sorgulanıyor.
Hukuki Süreçler ve Etik Hesaplaşma Çıkmazı
Amerika Birleşik Devletleri hukuk sisteminde, federal suçlarla bağlantılı varlıkların ve bağışların geri iadesi veya müsaderesi son derece karmaşık bir süreçtir. Benzer bir durum Türkiye’de yaşansaydı, Türk Ceza Kanunu uyarınca ‘Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama’ başlığı altında ağır cezai yaptırımlar ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi söz konusu olurdu. Akademik kurumlarda bu tür bağışların kabulü öncesinde yapılması gereken ‘Geçmiş Taraması’ (Due Diligence) süreçlerinin neden bu kadar esnek tutulduğu, küresel bir skandaldır. Üniversite etik kurulları, sadece intihali değil, finansal ahlakı da denetlemek zorundadır.
Toplumsal güvenin yeniden tesisi için bu kirli paraların derhal şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması ve mağdurlar yararına fonlara devredilmesi elzemdir. Kamu vicdanını derinden yaralayan bu tablo, eğitim sisteminin finansman modelini de masaya yatırmayı zorunlu kılıyor. Güçlü kurumlar, güçlerini sadece binalarından veya bütçelerinden değil, sahip oldukları ahlaki pusuladan alırlar. Epstein skandalı, bu pusulanın saptığını ve akademinin en tepesinde dahi adalet terazisinin parayla bozulabileceğini göstermiştir. Şimdi hesap verme vaktidir.






