MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

Epstein Dosyasında Yeni Perde: Fas Sarayı ve Gizli Mezarlar

Jeffrey Epstein davası, milyarderin ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen küresel bir suç ağının karanlık dehlizlerini aydınlatmaya devam ediyor. Türkiye ve dünya kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu kirli dosya, son ortaya çıkan belgelerle yeni bir boyut kazandı. Ortaya çıkan veriler, Epstein’ın sadece bir suçlu değil, aynı zamanda köşeye sıkıştığında dahi sahip olduğu devasa sermayeyi bir kaçış ve gizlenme aracı olarak kullanmaya çalışan bir figür olduğunu kanıtlıyor.

Fas’ta Son Hamle: Adalet Kıskacında 27 Milyon Dolarlık Kaçış Planı

ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan yeni belgeler, Epstein’ın 2019’daki tutuklanmasından sadece günler önce Fas’ın egzotik kenti Marakeş’te görkemli bir saray satın alma girişimi içinde olduğunu gösteriyor. Charles Schwab aracı kurumu üzerinden gerçekleştirilen yaklaşık 27,7 milyon dolarlık bu transfer girişimi, sıradan bir gayrimenkul yatırımı olmaktan ziyade, uluslararası hukukun erişemeyeceği bir sığınak arayışı olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Epstein’ın o dönemde üzerindeki adli baskıyı hissettiğini ve olası bir kaçış planına zemin hazırlamak için bu mülk edinimine hız verdiğini öngörüyor.

26 Haziran ile 9 Temmuz 2019 tarihleri arasında gerçekleşen karmaşık para trafiği, finansal denetim mekanizmalarının radarına takıldı. İlk etapta 12,7 milyon euro olarak planlanan ancak teknik gerekçelerle iptal edilen işlem, yerini 14,95 milyon dolarlık ikinci bir talimata bıraktı. Bankanın sunduğu şüpheli işlem bildirimi, Epstein’ın sadece cinsel suçlarla değil, aynı zamanda finansal sistemin açıklarını zorlayan bir operasyonla da meşgul olduğunu belgeliyor. Marakeş’teki emlakçılarla 2011’den beri süregelen bu pazarlıkların tutuklanma arifesinde bu denli hızlanması, tesadüften çok bir kaçış stratejisine işaret ediyor.

Zorro Çiftliği’nin Kan Donduran Sırları: Dağlardaki İsimsiz Mezarlar

Davanın en dehşet verici boyutu ise New Mexico’daki “Zorro Çiftliği” çevresinde yoğunlaşıyor. Eyalet yetkilileri, daha önce gizli tutulan FBI dosyalarında yer alan sarsıcı bir ihbar üzerine soruşturmayı yeniden canlandırdı. Kendini eski bir çalışan olarak tanıtan bir şahsın iddiaları, Epstein’ın vahşetinin sınır tanımadığını gösteriyor: Çiftliğin dışındaki tepelerde gömülü olduğu iddia edilen iki yabancı kız çocuğu. Bu kurbanların, ağır istismar seansları sırasında hayatlarını kaybettiği ve cesetlerinin Epstein’ın emriyle gizlendiği öne sürülüyor.

İddialar sadece tanık ifadeleriyle sınırlı değil; söz konusu şahsın, bu korkunç anlara dair video kayıtları karşılığında bir Bitcoin talep etmesi, dijital dünyanın bu tür karanlık pazarlıklara nasıl alet edildiğini de gözler önüne seriyor. Toplumsal vicdanda derin yaralar açan bu durum, güç ve paranın en uç sapkınlıkları örtbas etmek için nasıl bir kalkan olarak kullanıldığını sorgulatıyor. New Mexico savcılarının ABD Adalet Bakanlığı’ndan talep ettiği sansürsüz dosyalar, bu isimsiz kurbanların kimliklerinin tespiti ve adaletin tecellisi için son umut ışığı olabilir. Epstein davası, sadece geçmişin bir hesabı değil, bugünün küresel etik değerleri için bir sınav niteliği taşımaya devam ediyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir