MENÜ
18 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,4759 ▲ %0,20
EURO 53,6490 ▼ %0,53
ALTIN 6.345,04 ▼ %1,58

Dünyanın Şahdamarı Hürmüz ve Coğrafyanın Aşılmaz Duvarları

Tarihin Tekerrür Ettiği Dar Geçit: Hürmüz

Kadim zamanlardan beri ticaret yolları, imparatorlukların hem can damarı hem de yıkım sebebi olmuştur. Bugün Basra Körfezi’nin ağzında, Hürmüz Boğazı üzerinden esen savaş rüzgarları, aslında insanlık tarihinin en eski hikayelerinden birini yeniden anlatıyor: Dar bir geçidin, devasa güçleri nasıl dize getirebileceği… Dünya petrol trafiğinin beşte birinin aktığı bu 33 kilometrelik su yolu, modern ekonominin şahdamarı hükmünde. İran’ın bu geçidi bir kilit gibi kullanma ihtimali, sadece Washington’ı ya da Tel Aviv’i değil, Pekin’den Tokyo’ya kadar tüm başkentleri diken üstünde tutuyor. Tıpkı Pers-Yunan savaşlarındaki Termopil Geçidi gibi, Hürmüz de azın çoğa, coğrafyanın ise teknolojiye meydan okuduğu bir arena haline geldi.

Doğanın Jeopolitik Seti: Hacer Dağları

Siyasi haritalar çizgilerle doludur ancak asıl hükmü her zaman yerin altı ve üstü söyler. Körfez ülkeleri, Hürmüz’ün İran egemenliğindeki o dar koridoruna mahkûm kalmamak için yıllardır alternatif yollar arıyor. Ancak karşılarına aşılması imkânsız bir dev dikiliyor: Hacer Dağları. Musandam Yarımadası’ndan Umman’ın içlerine kadar 500 kilometre boyunca uzanan bu dağ sırası, adeta bir doğa mucizesi ya da bir lanet gibi denize paralel yükseliyor. Bizim Kuzey Anadolu Dağları’nı andıran bu sarp kayalıklar, 3 bin metreyi bulan zirveleriyle insan elinin açmak istediği kanallara ‘dur’ diyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman arasında Süveyş benzeri bir kanal açma hayali, bu devasa kaya kütlelerinin altında ezilip gidiyor.

Mühendisliğin Sınırı ve Kanal Rüyalarının Sonu

Modern teknolojiyle her şeyin mümkün olduğu sanılır, fakat Hacer Dağları’nın topografyası bu kibri yerle bir ediyor. Derin vadiler ve kırık toprak yapısı, yüz milyarlarca dolarlık projeleri bile birer fanteziye dönüştürüyor. Yunanistan’daki Korint Kanalı’nın binlerce kat büyüğünü inşa etmek, hem maliyet hem de jeolojik gerçekler açısından imkânsızın sınırlarında dolaşıyor. Üstelik Umman’ın İran ile olan dengeli ilişkileri, bu tür devasa mühendislik hamlelerinin önündeki siyasi engelleri de kalınlaştırıyor. Coğrafya, burada sadece bir dekor değil, bizzat oyunun kurallarını koyan en sert hakem olarak karşımıza çıkıyor.

Çıkış Yolu: Boru Hatları ve Türkiye’nin Stratejik Rolü

Deniz yolları tıkandığında gözler karaya ve boru hatlarına çevriliyor. Abu Dabi’den Fuceyre’ye uzanan hatlar bir nebze nefes aldırsa da kapasite sorunları ve yine o sarp dağların yarattığı kısıtlamalar tam bir çözüm sunmuyor. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e açılan ‘Doğu-Batı Hattı’ ise bir başka dar boğazda; Yemen’deki Husilerin gölgesinde tehdit altında. Tam bu noktada, jeopolitik satranç tahtasında Türkiye ve Irak hattı öne çıkıyor. Kerkük-Ceyhan gibi mevcut hatların güvenliği ve kapasite artırımı, körfezdeki kilitlenmeyi aşabilecek en gerçekçi senaryolardan biri olarak masada duruyor. Hakikat şu ki, Hürmüz’deki düğüm çözülmedikçe, dünya ekonomisi coğrafyanın bu sert kayalıklarına çarpmaya devam edecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir