İslamabad Mutabakatı Neden Başarısız Oldu?
14 Haziran tarihinde imzalanan ve çatışmaları dondurarak 60 günlük bir müzakere süreci öngören 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, kalıcı bir çözüm üretmekten uzak kaldı. Nükleer program, bölgesel vekil güçler, yaptırımlar ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü gibi temel anlaşmazlıklar mutabakat metninde net bir çözüme kavuşturulamadı. ABD yönetiminin İran’a yönelik petrol satış lisansını iptal etmesi ve Tahran’ın boğazdaki rota kontrollerini sıkılaştırması krizi tetikledi. İran’ın ticari gemilere müdahale etmesi üzerine Washington, 8 Temmuz itibarıyla askeri operasyonlarını yeniden başlattı.
Donald Trump ve Devletleri Çökerten Yeni Askeri Strateji
ABD’nin son askeri hamleleri, sadece bir ordunun yenilgiye uğratılmasını değil, hedef ülkenin yönetim kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Liderlik kadroları, savunma sanayii, enerji altyapısı ve ulaşım ağları sistematik şekilde vuruluyor. Donald Trump tarafından dile getirilen sivil altyapı tehditleri, mevcut “sistemik felç” stratejisinin son aşamasını oluşturuyor. İRAM akademisyeni Oral Toğa’ya göre, İran’ın bu baskıya karşı savaşı Hürmüz dışındaki bölgelere asimetrik olarak yayma ihtimali bulunuyor.
Sivil Altyapının Hedef Alınması İnsani Felaketi Tetikliyor
Elektrik üretim tesislerinin devre dışı kalması, hastanelerden su pompalarına ve bankacılık sistemine kadar tüm toplumsal hayatı durma noktasına getirebilir. Petrol tesislerinin zarar görmesi durumunda tarımsal üretim ve gıda arzı doğrudan etkilenecek, deniz suyunu arıtma tesisleri çalışamayacağı için milyonlarca insan temiz suya erişemeyecektir. Devletin temel hizmetleri sunamaması toplumsal yapıyı zayıflatırken, oluşan otorite boşluğunu yerel güç odakları ve yasa dışı yapılar doldurabilir.
Babülmendep Boğazı ve Küresel Enerji Koridorunda Büyük Tehlike
Husilerin Babülmendep Boğazı’nı tamamen kapatma gücü olmasa da düzenli saldırılarla deniz ticaretini durdurma potansiyelleri bulunuyor. Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının eş zamanlı devre dışı kalması, küresel petrol ve doğal gaz arzının dörtte birini kesintiye uğratabilir. Bu senaryo petrol fiyatlarında kontrolsüz artışa yol açarken, ABD’nin Yemen’de ikinci bir cephe açmasına ve Fransa ile İngiltere gibi NATO müttefiklerinin de çatışmaya dahil olmasına zemin hazırlayabilir.
CENTCOM ve Devrim Muhafızları Hattında Karşılıklı Darbeler
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’daki askeri komuta merkezleri, hava savunma sistemleri ve füze üretim tesislerinin vurulduğunu açıkladı. Buşehr, Ahvaz, Bender Abbas ve Semnan eyaletindeki stratejik noktalar hedef alınırken, bölgedeki iletişim ve enerji hatlarında büyük hasar oluştu. İran Devrim Muhafızları ise Kuveyt’teki Ali El Salem Hava Üssü ile Irak’ın Umm Kasr bölgesindeki ABD üslerini füzelerle hedef alarak karşılık verdi. Reuters’ın aktardığına göre Tahran, enerji tesislerinin vurulması halinde Husilere Babülmendep’i kapatma talimatı gönderdi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran’ın hala anlaşma zeminini zorladığını ancak Hürmüz Boğazı’ndaki ihlaller nedeniyle askeri operasyonların süreceğini ve Donald Trump yönetiminin bu duruma seyirci kalmayacağını belirtti.
Kaynak: Hürriyet






