Yunanistan’da uzun yıllar boyunca terör estiren ve çok sayıda kanlı eylemin arkasındaki beyin olarak bilinen 17 Kasım terör örgütü lideri Aleksandros Giotopoulos’un tahliye edilmesi, uluslararası kamuoyunda ve adalet arayan vicdanlarda derin bir yara açtı. ABD ve İngiliz diplomatların yanı sıra Türk diplomatları da hedef alan bu karanlık ismin serbest kalması, sadece kurbanların ailelerini değil, devletler arası adalet mekanizmasına inanan tüm kesimleri derinden sarstı. Karar sonrası yükselen tepkiler, hukukun sınırları ile adalet duygusu arasındaki o hassas çizgiyi yeniden tartışmaya açtı.
Yarım Asra Yaklaşan Acılar ve Karanlık Eylemler
17 Kasım terör örgütü, 1975 ile 2002 yılları arasında Yunanistan’da korku rüzgarları estirmiş, düzenlediği bombalı ve silahlı saldırılarla adını dünyaya duyurmuştu. Örgütün kurucusu ve lideri olan Giotopoulos, mahkeme tarafından tam 17 kez müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Yaklaşık çeyrek asırdır demir parmaklıklar arkasında olan terör elebaşının, infaz kanunundaki boşluklardan yararlanarak serbest bırakılması adeta bir infiale yol açtı. İnsan hayatına kasteden, diplomatik dokunulmazlığı hiçe sayan eylemlerin cezasız kaldığı hissi, toplumların güvenlik algısına büyük bir darbe vuruyor.
Türk Diplomatlara Yönelik Kanlı Saldırılar
Söz konusu terör örgütünün acı hatıraları Türkiye için de son derece taze ve can yakıcı. Örgüt, 1991 yılında Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği Basın Ataşesi Çetin Görgü’yü hain bir suikastla şehit etmişti. Bununla da yetinmeyen karanlık yapı, 1994 yılında Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Ömer Haluk Sipahioğlu’nu hedef alarak onu da elimizden almıştı. Aynı örgüt tarafından 1991 yılında düzenlenen bombalı saldırıdan yaralı kurtulan Maslahatgüzar Deniz Bölükbaşı ise bu vahşetin en yakın canlı tanıklarından biri olmuştu. Yıllar sonra gelen bu tahliye kararı, şehitlerimizin aziz hatırasına yönelik saygısızlık olarak değerlendiriliyor.
Ankara’dan Çok Sert Tepki: Kabul Edilemez
Tahliye kararının ardından Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı vakit kaybetmeden çok sert bir açıklama yayımladı. Kararın en güçlü biçimde kınandığı vurgulanan açıklamada, yurt dışında ülkesini onurla temsil eden diplomatların hayatına kasteden bir teröriste gösterilen bu hoşgörünün hiçbir hukuki ya da insani zeminde kabul edilemeyeceği net bir dille ifade edildi. Ankara, Atina yönetimine terörle mücadelede zaafiyet yaratacak, müttefiklik ilişkilerine zarar verecek adımlardan kaçınması yönünde çağrıda bulundu.
Yunanistan Yüksek Mahkemesi’nde İtiraz Süreci
Karar sadece Türkiye’de değil, Yunanistan’ın kendi içinde de ciddi bir hukuk tartışmasını tetikledi. Ülke yasalarına göre birden fazla müebbet hapis cezası alan mahkumların fiili infaz süresinin 25 yıl olarak uygulanması, adalet sisteminin sorgulanmasına yol açtı. Savcılık kaynakları tahliye kararına karşı Yüksek Mahkeme nezdinde hızla itiraz başvurusunda bulundu. Önümüzdeki günlerde verilecek nihai karar, hem Yunanistan iç siyasetinin hem de uluslararası diplomasinin seyrini belirleyecek nitelikte olacak.






