Barış Görüşmeleri Başladı Ama Gerilim Zirvede
Bugün 26 Mart 2026 Perşembe, Orta Doğu’da tansiyonun zirve yaptığı bir gün. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki çatışmaların birinci ayına yaklaşırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran yönetimiyle barış görüşmelerinin başladığını duyurması, bölge halkları için umut verici bir gelişme gibi görünüyordu. Ancak bu diplomatik hamlenin hemen ardından Pentagon’dan gelen asker sevkiyatı kararı, sokaktaki insan için kafa karıştırıcı bir sinyal oldu. Diplomasinin masada olduğu bir anda, neden binlerce asker daha bölgeye gönderiliyor? Bu çelişki, barışın mı yoksa daha büyük bir çatışmanın mı yaklaştığı sorusunu akıllara getiriyor.
ABD’nin Hızlı Müdahale Gücü Neden Yolda?
Amerika’nın ‘Hızlı Müdahale Gücü’ olarak bilinen 82’nci Hava İndirme Tümeni’nden yaklaşık 2 bin askerin Ortadoğu’ya konuşlandırılması emri, müzakerelerin gölgesinde kalan en dikkat çekici gelişme. Bu birlikler, dünyanın herhangi bir noktasına 18 saat içinde intikal edebilme yeteneğine sahip. Zaten bölgeye doğru yolda olan 4 bin 500 deniz piyadesiyle birlikte düşünüldüğünde, krizin başlangıcından bu yana bölgeye gönderilen ek kara kuvveti sayısı 7 bini aşıyor. Bu büyüklükte bir askeri yığınak, Tahran üzerindeki diplomatik baskıyı artırmak için bir koz olarak yorumlanabileceği gibi, Beyaz Saray’ın olası bir kara harekâtına hazırlandığına dair endişeleri de derinleştiriyor. Uluslararası uzmanlar, görüşme bahanesiyle zaman kazanılmaya çalışıldığı yönündeki senaryoların, bölge halkının geleceğine dair belirsizliği artırdığını vurguluyor.
Görüşmelerde Derin Güvensizlik Uçurumu
Diplomatik girişimler, Türkiye ve Pakistan gibi arabulucu ülkelerin yoğun çabalarıyla devam ediyor. Ancak İran tarafı İran’ın Pakistan Büyükelçisi Reza Amiri-Moghaddam’ın “Dost ülkeler diyaloğun temelini atmaya çalışıyor, ancak ABD ile doğrudan görüşme yok” açıklaması, sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Taraflar arasındaki güvensizlik, görüşmelerin ilerlemesini engelliyor. ABD’nin sunduğu 15 maddelik teklif, nükleer kapasitenin ortadan kaldırılmasını, vekil güçlerin finansmanların finansmanının durdurulmasını ve füze programının kısıtlanmasını içeriyor. Tahran ise bu talepleri “aşırı” bularak reddetti. İran, nük’in kendi 5 maddelik teklifinde ise yaptırımların tamamen kaldırılması öncelikli bir şart olarak yer alıyor. Bu uçurum, müzakerelerin bir çıkmazda olduğunu gösterirken, ABD’li yetkililerin İran’ın taleplerini “gülünç” olarak nitelendirmesi, barışın uzak bir ihtimal olduğunu düşündürüyor.
Stratejik Adalar ve Hürmüz Boğazı’nın Kilidi
Masadaki diplomasi ve sahadaki asker sevkiyatı arasında, tüm dünyanın gözü Hürmüz Boğazı’nda. Burası, küresel petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği hayati bir su yolu. Askeri sevkiyatın olası hedefleri arasında Hark Adası’nın ele geçirilmesi senaryosu öne sürülüyor. Ancak uzmanlar, Hark Adası’nın Boğaz’ın 500 kilometre kuzeyinde yer aldığını ve burayı almanın Hürmüz’ü kontrol etmek için yeterli olmadığını belirtiyor. Asıl kritik noktalar, Boğaz’ın ağzında yer alan Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın, “Düşmanlar bir bölge ülkesi aracılığıyla İran adalarından birini işgale hazırlanıyor” sözleri, bu stratejik noktaların önemini artırıyor. Bu adaların kontrolü, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda küresel enerji fiyatlarının kaderini belirleyecek bir adım olabilir. Bu gerilim, sadece bölge halkını değil, tüm dünyadaki tüketicileri de endişelendiriyor; zira Boğaz’ın kapanması demek, akaryakıt fiyatlarının rekor seviyelere yükselmesi demektir.
Cumartesi Günü Ne Olacak?
Washington’da “İran’ın bu tutumu nedeniyle bir anlaşmaya varmak, savaş öncesinden daha zor olacak” yorumları yapılırken, Trump’ın Cumartesi günü dolacak olan mühleti, gerilimi doruk noktasına taşıyor. İsrailli Kanal 12 televizyonu, Trump’ın Cumartesi günü ateşkes ilan edebileceğini iddia etse de, Amerikan Wall Street Journal’a konuşan kaynaklar, Trump’ın bu tarihin ardından ‘oyun değiştirici’ bir harekata girişme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor. 28 Şubat’ta müzakereler devam ederken ABD’nin İran’a saldırmış olması, bu senaryonun hiç de uzak olmadığını gösteriyor. Halk için bu, sürekli bir bekleyiş ve belirsizlik anlamına geliyor.






