MENÜ
03 Haziran 2026 Çarşamba
DOLAR 45,9638 ▲ %0,04
EURO 53,4461 ▼ %0,08
ALTIN 6.593,42 ▼ %0,57

Cenevre’de Kritik Eşik: ABD ve İran Arasında Diplomatik Satranç

Dünya siyasetinin en sancılı düğümlerinden biri olan ABD-İran gerilimi, Cenevre’nin diplomatik atmosferinde yeniden masaya yatırılıyor. Otuz yıllık meslek hayatım boyunca pek çok kriz masasına tanıklık ettim ancak bu kez taraflar arasındaki uçurumun derinliği kadar, masadaki pragmatik yaklaşımların çeşitliliği de dikkat çekici. Diplomatik kulislerde ‘sonun başlangıcı mı yoksa yeni bir sayfa mı?’ sorusu sorulurken, İsviçre’nin tarafsız sahası, küresel enerji arzının ve Ortadoğu’nun kırılgan dengelerinin geleceğini tayin edecek tarihi bir pazarlığa ev sahipliği yapıyor. Tahran’ın nükleer kapasitesini koruma ısrarı ile Washington’ın sınırlandırma stratejisi arasındaki o dar koridorda, diplomatlar adeta iğneyle kuyu kazıyor.

Nükleer Dosyadan Ekonomik Ortaklık Teklifine: Masadaki Çetin Pazarlık

Müzakere masasının bir ucunda İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, diğer ucunda ise Donald Trump’ın güvendiği isimler Steve Witkoff ve Jared Kushner bulunuyor. Amerikan tarafının temsilci profili, Washington’ın bu kez meseleyi sadece askeri veya siyasi bir perspektifle değil, aynı zamanda ‘iş odaklı’ bir yaklaşımla ele alacağını gösteriyor. Tahran yönetimi, nükleer kısıtlamalara karşılık sadece yaptırımların kalkmasını değil, Amerikan şirketlerinin İran’ın zengin petrol ve doğalgaz sahalarına girmesini, madencilik yatırımlarını ve sivil havacılık filosunun yenilenmesini öneriyor. Uzman görüşlerine göre, bu ‘ekonomik rüşvet’ hamlesi, Trump’ın ‘Önce Amerika’ doktrinine hitap eden stratejik bir manevra olarak okunabilir.

Ancak denklemin diğer tarafında aşılması zor engeller mevcut. Washington, masaya sadece uranyum zenginleştirme kapasitesini değil, Tahran’ın bölgedeki nüfuzunun ana kolu olan balistik füze programını da getirmekte kararlı. İran tarafı ise nükleer konunun dışına çıkılmasını kırmızı çizgi olarak tanımlıyor. Umman aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin ne kadar sürdürülebilir olduğu ise büyük bir soru işareti. Zira Trump’ın ‘görüşmelere dahil olacağım’ açıklaması, anlaşmanın her an en üst düzeyde onaylanabileceği gibi, tek bir tweet ile rafa kaldırılabileceği riskini de barındırıyor.

Hürmüz’de Savaş Çığlıkları Gölgesinde Diplomasi Arayışı

Diplomatik görüşmelerin en kritik anlarında İran’ın Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirdiği askeri tatbikat, masadaki elini güçlendirme çabası olarak görülüyor. ‘Hürmüz Boğazı’nın Akıllı Kontrolü’ adı verilen bu gövde gösterisi, küresel petrol ticaretinin şahdamarı üzerinde sallanan bir kılıç niteliğinde. Amerikan ordusunun bölgedeki askeri yığınağı artarken, Tahran’ın bu hamlesi ‘anlaşma olmazsa kaos başlar’ mesajını taşıyor. Senatör Lindsey Graham gibi şahin isimlerin ‘haftalar, aylar değil’ uyarısı ise Washington’ın sabrının tükendiğine işaret ediyor.

Sonuç olarak Cenevre, sadece iki devletin değil, iki farklı dünya görüşünün çarpışma noktası. Olası bir uzlaşma, küresel piyasalarda petrol fiyatlarının dengelenmesinden Ortadoğu’daki vekil savaşlarının dinmesine kadar devasa bir domino etkisi yaratacaktır. Ancak Graham’ın rejim değişikliği iması ve İran’ın askeri caydırıcılık vurgusu, diplomasinin hala mayınlı bir arazide ilerlediğini kanıtlıyor. Bu süreçten çıkacak sonuç, önümüzdeki on yılın jeopolitik haritasını çizecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir