Balkanlar üzerinden gelen şiddetli yağış dalgası, bölgenin en kritik su damarları olan Meriç ve Tunca nehirlerini taşma noktasına getirdi. İklim krizinin bir yansıması olarak değerlendirilen aşırı yağışlar, sınır hattının her iki yanında da hayatı felç etme noktasına taşıdı. Yunanistan Sivil Koruma Genel Sekreterliği tarafından ilan edilen ‘kırmızı alarm’, bölgedeki tehlikenin boyutunu gözler önüne sererken, Edirne cephesinde de nehir debilerindeki ani yükseliş endişe verici seviyelere ulaştı.
Yunanistan’da Sivil Koruma Teyakkuzda: Uçuşlar İptal Edildi
Batı Trakya’nın Meriç (Evros) ilinde etkili olan fırtına ve sağanak yağış, Yunan makamlarını en üst düzey önlem paketini devreye sokmaya itti. Yunanistan Sivil Koruma Genel Sekreterliği, yüksek sel riski nedeniyle bölgede 23 Şubat Pazartesi gününe kadar geçerli olacak bir ‘kırmızı alarm’ durumu ilan etti. Eyalet Başkanlığı ve Risk Değerlendirme Komisyonu’nun tavsiyesi üzerine alınan bu karar, tüm yerel birimlerin acil müdahale için ivedilikle toplanmasını öngörüyor. Bölgede sadece akarsu taşkınları değil, aynı zamanda şiddetli rüzgarın yarattığı teknik aksaklıklar da baş gösteriyor. Selanik Havalimanı’na iniş yapamayan birçok uçağın Atina’ya yönlendirilmesi, hava muhalefetinin ulaştırma koridorları üzerindeki baskısını kanıtlıyor.
Edirne’de Er Meydanı Su Altında: Debide Keskin Artış
Sınırın Türkiye tarafında ise Edirne, Meriç ve Tunca nehirlerinin yarattığı baskıyı ensesinde hissediyor. Özellikle Tunca Nehri’nin debisinde yaşanan yaklaşık yüzde 31’lik ani artış, krizin ne kadar hızlı tırmandığını gösteriyor. Dün sabah saniyede 149 metreküp olarak ölçülen debi, son ölçümlerde 196 metreküpe ulaşarak kritik eşiği aştı. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Sarayiçi Adası, suyun yayılım alanı haline gelerek er meydanını sular altında bıraktı. Devlet Su İşleri (DSİ) yetkilileri, Bulgaristan havzasından gelen su miktarının devam etmesi durumunda taşkın riskinin yerleşim alanlarını da etkileyebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Uzmanlar, bu tür ani debi artışlarının sadece mevsimsel yağışlarla açıklanamayacağını, havza yönetimindeki koordinasyonun önemine dikkat çekiyor. Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan arasındaki su yönetimi diplomasisinin bu kriz anlarında ne kadar hayati olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Bölge halkının ve üreticilerin, nehir yataklarından uzak durmaları ve yetkililerin talimatlarını harfiyen uygulamaları, olası can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi için tek seçenek olarak görünüyor. Önümüzdeki 48 saat, her iki ülke için de kritik sınav niteliğinde olacak.






