Hazar Semalarındaki Sır Perdesi Aralandı
25 Aralık 2024 gecesi Hazar Denizi semalarında yankılanan o patlamanın yankıları nihayet bir sonuca ulaştı. Azerbaycan Havayolları’na (AZAL) ait Embraer 190 tipi uçağın Kazakistan’ın Aktau kenti yakınlarına çakılmasıyla başlayan o büyük gizem perdesi, Moskova ve Bakü’den gelen ortak açıklamayla aralandı. Olayın üzerinden aylar geçmesine rağmen hafızalardan silinmeyen o trajedinin arkasında yatan gerçek, beklendiği gibi sarsıcı oldu: Rus hava savunma sisteminin ‘yanlışlıkla’ ateşlenmesi. Bu itiraf, bölgedeki askeri hareketliliğin sivil havacılık güvenliğini nasıl bir pamuk ipliğine bağladığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bir ‘Hata’nın Bedeli 38 Can mı?
Uçağın Grozni’ye iniş yapmaya çalıştığı sırada Rus yapımı bir füze tarafından hedef alınması, sadece teknik bir arıza değil, bölgedeki savunma mekanizmalarının korkunç bir koordinasyon eksikliğiydi. Hidrolik sistemi devre dışı kalan dev uçağın kontrolü kaybederek yere çakılması, 62 yolcu ve 5 mürettebatın kaderini bir anda değiştirdi. Bugün gelinen noktada Rusya, uçağın yanlışlıkla vurulduğunu resmen itiraf ederek tazminat ödemeyi kabul etti. Ancak bu itiraf, o gece gökyüzünde neler yaşandığına dair tüm soruları silmiyor. Neden bir sivil uçak, saniyeler içinde düşman unsuru olarak tanımlandı? Bu sorular, havacılık tarihinin karanlık sayfalarında her zaman bir soru işareti olarak kalacak.
Duşanbe’de Atılan Gizli İmzalar
Bu anlaşma aslında kolay sağlanmadı. 9 Ekim 2025 tarihinde Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanları düzeyindeki kritik zirve, düğümün çözüldüğü asıl nokta oldu. Diplomatik koridorlarda konuşulanlara göre, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın daha fazla zedelenmemesi adına ‘karşılıklı yarar’ esası gözetilerek orta yol bulundu. Sadece bir tazminat meselesi değil, aynı zamanda iki komşu ülke arasındaki güven bunalımını aşma operasyonu yürütüldü. Rusya ve Azerbaycan Dışişleri Bakanlıkları, atılan bu adımların iyi komşuluk bağlarını pekiştireceğini belirterek dosyayı hukuken kapatmış oldu.
Ailelerin Adalet Beklentisi ve Toplumsal Yara
Uçakta bulunan 67 kişiden 38’i hayatını kaybederken, 29 kişi mucizevi bir şekilde yaralı kurtulmuştu. Ölenlerin aileleri için sadece maddi bir tazminatın yeterli olup olmayacağı, hukuki ve insani çevrelerde büyük bir tartışma konusu. Bir hava savunma sisteminin ‘yanlışlıkla’ sivil bir uçağı vurması, gelecekte benzer rotaları kullanacak yolcular için büyük bir tedirginlik kaynağı oluşturuyor. Sosyal medyada ve toplumsal hafızada bu olay, askeri disiplinin sivil güvenlikle girdiği tehlikeli bir dans olarak yorumlanıyor. Bakanlıkların ‘acınızı paylaşıyoruz’ mesajı diplomatik bir nezaket mi yoksa gerçek bir vicdan muhasebesi mi, bunu ancak zaman gösterecek. Ancak kesin olan bir şey var ki, Aktau semalarındaki o kara gece, havacılık güvenliği protokollerinin baştan aşağı sorgulanmasına neden oldu.






