Başkent Yine Protokol Çilesine Teslim Oldu
Haftanın ilk gününde Ankara sokakları yine o bildik manzara ile güne başladı. Bir yanda bitmek bilmeyen plansız yol çalışmaları, diğer yanda ise üst düzey diplomatik ziyaretlerin yarattığı trafik keşmekeşi vatandaşı canından bezdirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Jarrah Jaber Al-Ahmad Al-Sabah’ı Ankara’da ağırlarken, Başkent’in ana arterleri adeta birer otoparka dönüştü. Diplomasi çarkları yüksek güvenlikli binalarda dönerken, halkın günlük yaşam ritminin nasıl sekteye uğradığını görmezden gelmek artık bir gelenek haline geldi. Söğütözü hattında kontak kapatan binlerce sürücü, ‘büyük devletler arası ilişkiler’ gelişirken direksiyon başında ter dökmeye mahkum bırakıldı.
Gündem Yoğun Güvenlik Önlemleri En Üst Seviyede
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklamaya göre, Fidan ve Kuveytli mevkidaşı bir araya gelerek bölgesel meseleleri ve ikili iş birliklerini masaya yatırdı. Elbette bu görüşmelerin stratejik önemi büyük, buna kimsenin itirazı yok. Ancak her diplomatik ziyaretin ardından gelen yol kapatmalar, onlarca araçlık konvoylar ve kilitlenen kavşaklar, bu kentin altyapısal yetersizliğini bir kez daha suratımıza çarpıyor. Ankara, bu tip üst düzey ağırlamaları kaldıracak bir ulaşım planlamasından hala yoksun. Şehrin göbeğindeki bakanlık binalarının yarattığı bu yoğunluk, modern şehircilik anlayışıyla taban tabana zıt bir tablo çiziyor. Vatandaş işine mi yetişsin, yoksa protokolün geçmesini mi beklesin?
Kuveyt Sermayesi ve Kentin Geleceği
Peki, bu görüşmenin perde arkasında tam olarak ne var? Sadece nezaket ziyaretleri veya tokalaşma fotoğrafları değil; Türkiye’nin Kuveyt ile olan savunma sanayii ihracatı, enerji transferleri ve en önemlisi gayrimenkul sektörü masadaki asıl başlıklar arasında yer alıyor. Kuveytli yatırımcıların Türkiye’deki konut ve devasa arsa projelerine olan ilgisi malum. Ancak bu ilginin, özellikle büyükşehirlerdeki plansız betonlaşmaya ve konut fiyatlarındaki fahiş artışlara olan etkisi de yadsınamaz. Diplomatik masalarda imzalanan her anlaşma, bizim sokaklarımızda yeni bir rezidans, yeni bir trafik yükü ve yeni bir altyapı krizi olarak geri dönüyor. Şehirlerin taşıma kapasitesi hiçe sayılarak yapılan bu ekonomik hamleler, uzun vadede kentliyi cezalandırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Vatandaşın Sabrı Taşıyor: Diplomasi mi Eziyet mi?
Hakan Fidan’ın Kuveytli mevkidaşıyla paylaştığı o steril kareler ‘iki ülke arasındaki sarsılmaz bağları’ simgelese de, o bağlar maalesef Başkent trafiğindeki araçlar arasındaki tampon mesafesi kadar yakın değil. Halkın talebi net: Diplomasi yapılsın, stratejik ortaklıklar kurulsun ama bu iş artık vatandaşın hayatını felç etmeden, modern şehircilik anlayışına uygun şekilde yönetilsin. Havalimanından şehir merkezine kadar uzanan o bitmek bilmeyen ‘protokol koridorları’, 2026 Türkiye’sine yakışmayan bir manzara sunuyor. İnsanlar artık boş vaatler veya parlak diplomasi kareleri değil; akıcı bir trafik, çalışan bir toplu taşıma ve yaşanabilir bir kent istiyor. Ankara, protokolün gölgesinde kalmış bir köy değil, 6 milyonun yaşadığı bir metropol gibi yönetilmeyi bekliyor.






