Zihinlerdeki Görünmez Prangalar Masaya Yatırılıyor
Pek çok kişi sömürgeciliğin, sömürgeci devletlerin bayraklarını indirip gemileriyle limanlardan ayrıldığı gün bittiğini sanıyor. Oysa bugün Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) başlayacak olan ‘World Decolonization Forum’ (Dünya Sömürgecilikten Arındırma Forumu), bu ‘çekilme’ hikayesinin sadece bir illüzyondan ibaret olduğunu kanıtlamaya hazırlanıyor. 11-12 Mayıs tarihlerinde İstanbul, küresel sistemin sinsi dişlilerini, yani akademik kürsülerden dijital algoritmalara kadar uzanan yeni nesil sömürü mekanizmalarını deşifre edecek dev bir organizasyona ev sahipliği yapıyor.
Anadolu Ajansı’nın global iletişim ortaklığında düzenlenen forum, sadece geçmişin tozlu sayfalarını karıştırmıyor. Aksine, bugün cebimizdeki telefondan izlediğimiz videolara, kullandığımız arama motorlarından akademik yayıncılık dünyasındaki adaletsiz ‘atıf’ sistemine kadar her alana sızmış olan ‘algoritmik sömürgeciliği’ mercek altına alıyor. Küresel krizlerin kök nedenlerini, sömürgeci mirasın bugünkü modern krizlerle olan bağını koparmak isteyen uzmanlar, İstanbul’u bu entelektüel direnişin merkezi haline getiriyor.
Küresel Seçkinlerin Bilgi Tekeli Kırılıyor Mu?
Forumun en çarpıcı başlıklarından biri olan ‘Bilgi Üretimi ve Dolaşımının Sömürgecilikten Arındırılması’, aslında hepimize şu soruyu soruyor: Neden hala sadece belirli merkezlerin onayladığı bilgiler ‘bilimsel’ kabul ediliyor? Etkinlikte; teknolojik değişimler, veri sömürgeciliği ve eğitimdeki sömürgeci kodlar gibi modern dünyanın ‘görünmez’ sorunları tartışılacak. Walter Mignolo gibi dekolonyal teorinin dev isimlerinden, sömürge karşıtı mücadelenin efsane ismi Frantz Fanon’un kızı Mireille Fanon’a; ırkçılıkla mücadelenin sahadaki sesi Lilian Thuram’dan Prof. Dr. Kemal Sayar ve Prof. Dr. Enis Doko’ya kadar uzanan geniş bir entelektüel kadro İstanbul’da buluşuyor.
Bu sadece bir konuşma serisi değil; 2030 yılına kadar uzanan üç aşamalı büyük bir planın ilk adımı. Hedef, 2028’de kurumsal değişimleri tetiklikleri tetiklemek ve 2030’da toplumsal hayata dair somut, özgürleştirici öneriler sunmak. Enstitü Sosyal’in ev sahipliğinde; Al Jazeera’dan Fudan Üniversitesi’ne, Malezya’dan Latin Amerika Sosyal Bilimler Konseyi’ne (CLACSO) kadar dünyanın dört bir yanından dev kurumlar bu direnişe omuz veriyor.
Sanatın Gücüyle Sömürünün Anatomisi
Forumun etkisi sadece akademik salonlarla sınırlı kalmıyor. 9 Mayıs’ta AKM Sanat Galerisi’nde açılacak olan ‘İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü’ sergisi, sömürüyü bir ‘tarih dersi’ olmaktan çıkarıp fiziksel bir deneyime dönüştürüyor. Ziyaretçiler, bir köle gemisinin kesit planından geçerek sömürünün bedensel izleriyle yüzleşecek. Arkeolojinin sömürgecilikle olan karanlık ilişkisinden güncel ‘yağma’ belgelerine kadar pek çok çarpıcı eser, sömürünün nasıl form değiştirdiğini gözler önüne serecek.
Hemen ardından 13-14 Mayıs tarihlerinde tarihi Atlas Sineması’nda gerçekleşecek ‘Dekolonize Film Günleri’ ise sinemanın o güçlü diliyle sömürgecilikten direnişe uzanan bir köprü kuracak. Yönetmen Mecid Mecidi’nin açılışına katılacağı bu özel seçkide, Cezayir’den Filistin’e, Kongo’dan Avustralya’ya kadar insanlık onurunun mücadelesi beyaz perdeye yansıyacak. İstanbul, önümüzdeki hafta boyunca sadece bir şehir değil, küresel adaletsizliğe karşı yükselen kolektif bir çığlığın adı olacak.






