Atina İsrail’le Gizli Bir Anlaşma mı Yaptı?
Akdeniz’in suları ısınırken, Girit Adası’ndan gelen son haberler buzdağının sadece görünen kısmını yansıtıyor. İsrail ordusunun “Küresel Sumud Filosu”na yönelik gerçekleştirdiği gece yarısı operasyonu, sadece bir engelleme değil, diplomatik bir satranç oyununun kanlı bir hamlesi gibi görünüyor. 39 ülkeden 345 aktivistin bulunduğu filoya yapılan müdahale, uluslararası hukukun sınırlarını paspas ederken, Yunanistan’ın bu süreçteki sessizliği ve yardımı “suç ortaklığı” iddialarını ayyuka çıkardı.
Avrupa Parlamentosu’nun Yunan milletvekili Kostas Arvanitis’in sert çıkışı, aslında kapalı kapılar ardında dönen dolapların ilk sinyaliydi. Arvanitis, gemilerin Yunan karasularına sadece birkaç mil mesafede durdurulmasının bir tesadüf olamayacağını savunuyor. Eğer Yunan makamları bu operasyona göz yumduysa veya İsrail birimlerine lojistik koridor açtıysa, bu durum Avrupa Birliği hukuku ve insani değerler açısından büyük bir skandal anlamına geliyor. Şeffaflık çağrısı yapan Arvanitis, Atina hükümetinin bu karanlık noktada hesap vermesi gerektiğini yüksek sesle dile getiriyor.
2026 Bahar Misyonu: Umut Yolculuğu Nasıl Kabusa Döndü?
12 Nisan tarihinde İspanya’nın Barselona limanından “Gazze’ye nefes” sloganıyla demir alan filo, aslında her adımı planlanmış bir insani yardım operasyonuydu. 26 Nisan’da Sicilya’dan yeni gönüllülerin katılımıyla hareket eden tekneler, 29 Nisan gecesi Girit açıklarında beklemedikleri bir pusunun kurbanı oldu. İsrail güçleri, uluslararası sularda adeta korsanvari bir yöntemle 21 tekneye el koyarken, aralarında gazeteci ve aktivistlerin bulunduğu 180 kişiyi yaka paça gözaltına aldı.
Geriye kalan 31 tekne, can havliyle Yunan karasularına sığınmak zorunda kalırken, olayın yaşandığı koordinatlar niyetin ne kadar kötü olduğunu gösteriyor. Gazze’ye tam 600 deniz mili mesafede, henüz açık denizdeyken yapılan bu sert müdahale, İsrail’in sadece ablukayı korumak değil, uluslararası dayanışmayı kırmak istediğinin de kanıtı niteliğinde. Operasyon sonrası gözaltına alınan aktivistlerin bir kısmının Girit’e bırakılması ise kafalardaki soru işaretlerini artırıyor: Bu tahliye süreci İsrail ve Yunanistan arasında önceden kurgulanmış bir ‘tahliye planı’ mıydı?
Türk Vatandaşları İçin Tahliye Operasyonu Başladı
Ankara, Akdeniz’deki bu hukuksuz müdahalenin ardından hızla refleks gösterdi. Filoda yer alan Türk vatandaşlarının güvenli bir şekilde ana vatana dönmesi için özel görevliler bölgeye sevk edildi. Sadece Türk vatandaşları değil, pasaport ve güvenlik sorunu yaşayan bazı yabancı ülke vatandaşlarının da Türkiye’nin insani koridoru üzerinden ülkelerine döneceği öğrenildi. Girit’e bırakılan aktivistlerin fiziksel durumlarının stabil olduğu bildirilse de, denizin ortasında maruz kaldıkları şiddetin psikolojik izleri oldukça taze. Şimdi tüm dünya, uluslararası ceza mahkemelerinin bu açık deniz müdahalesine ve olası Yunan işbirliğine vereceği tepkiye kilitlenmiş durumda.






