Diplomasi Masası mı Yoksa Hesap Makinesi mi?
Antalya’da düzenlenen 5. Diplomasi Forumu’nda hava oldukça sıcak ancak konuşulanlar buz gibi ekonomik gerçekleri barındırıyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, kürsüden öyle bir laf etti ki, faturanın sonunu düşünen her vatandaşın kulağını kabartması şart. Barrack, Suriye’yi ‘dev bir diplomasi deneyi’ ve ‘bir laboratuvar’ olarak tanımladı. Diplomatların lügatinde ‘deney’ kulağa hoş gelebilir ama biz sokaktaki vatandaşın diline tercüme edelim: Bu laboratuvarda tüpler patlarsa, ortaya çıkan ekonomik enkazı kim temizleyecek? Bizim çarşı pazarımıza, mutfağımıza bunun yansıması ne olacak?
Suriye: Büyük Deneyin Esnafa Çıkan Bedeli
Barrack’a göre Suriye, bölgedeki aktörlerin, müttefiklerin ve hatta ‘kendini arayan bir kültürün’ birbirini test ettiği bir alan. Ancak bu testlerin maliyeti asla kağıt üzerinde kalmıyor. Suriye’de atılan her yanlış adım, Türkiye’nin sınır güvenliği harcamalarından tutun da bölgesel lojistik maliyetlerine kadar devasa bir yük bindiriyor. Diplomasi dediğimiz kavram sadece şık otellerde el sıkışmak değil; o kurşunların ve füzelerin durdurulması demek. Çünkü her füze, aslında bölge ekonomisinin kalbine saplanan bir hançerdir. İstikrarın olmadığı, silahların susmadığı yerde ticaret ölür, ticaretin öldüğü yerde ise enflasyon canavarı semirir. Büyükelçi, diplomatların füzeleri engelleyecek cümleler kurduğunu söylüyor; biz de diyoruz ki o cümleler kurulmazsa bedelini hep birlikte ödüyoruz.
Laboratuvarın Faturası Vatandaşa mı Kesiliyor?
Büyükelçi, Orta Doğu’da herkesin hoşgörü ve saygı aradığını dile getiriyor. Elbette arayalım ama bu arayışın bir de lojistik ve finansal boyutu var. Suriye bir laboratuvar olarak ‘harika bir iş çıkarıyor’ olabilir ama bu deneyin başarısızlığı demek, Türkiye’nin güneyindeki ticaret kapılarının belirsizliğe gömülmesi demektir. Yatırımcının ‘riskli’ gördüğü bir coğrafyada döviz kurunun ateşini düşürmek pek mümkün olmaz. Bu yüzden Antalya’daki bu cümleleri sadece diplomatik birer nezaket ifadesi olarak görmeyin. Her kelimenin arkasında milyarlarca dolarlık bir ticaret hacmi, ihracat rotası ve sınır güvenliği bütçesi yatıyor. Eğer bu laboratuvardan huzur çıkmazsa, maliyet yine vatandaşın sırtına biniyor.
Belirsizliğin Bedelini Kim Ödeyecek?
Forumun ana teması belirsizliklerle baş etmek üzerine kurulu. Ekonomi dünyası zaten belirsizliği en büyük düşmanı olarak görür. Eğer bu diplomasi trafiği sahada somut bir meyve vermezse, belirsizlik faturası doğrudan senin, benim cebime yansıyor. Suriye’de ‘işbirliği ve diyalog’ vurgusu yapılması, en azından bölgedeki ekonomik yangının sönmesi için bir umut ışığıdır. Eğer bu ‘kuantum hareketi’ dedikleri şey başarıya ulaşırsa, sınırın öte tarafındaki istikrarsızlık yerini üretime bırakır. Aksi takdirde, diplomatların laboratuvar dediği yerde, biz daha çok vergi, daha çok enflasyon ve daha çok güvenlik maliyeti ile baş başa kalırız.






