Suriye Sahasında Kartlar Yeniden Karılıyor
Suriye’nin kuzeyinde yıllardır süren o “stratejik” kördüğüm, bugün itibarıyla en sert yerinden koptu. ABD ordusu, bölgedeki son kalesi olarak bilinen Haseke’deki Kasrek Hava Üssü’nü boşaltarak Ürdün’e çekildi. Yıllardır bölgede “istikrar” vaadiyle oturanların, giderken arkalarında bıraktığı manzara ise tam bir kaos. Şam yönetimi, yani Suriye ordusu birlikleri, boşalan koltuğa oturmak için saniyeler içinde üsse giriş yaptı. Ancak bu devir teslim, öyle diplomatik bir el sıkışmayla değil, dumanlar ve belirsizlikler eşliğinde gerçekleşti. ABD askerleri tasını tarağını toplayıp Ürdün sınırına yönelirken, sahada kalanların birbirine düşmesi de gecikmedi.
Kaosun Ayak Sesleri: Yakılan Araçlar ve Öfke
ABD güçlerinin tahliyesi tamamlanır tamamlanmaz, bölgedeki en büyük müttefikleri olan SDG unsurlarının üs içerisindeki bazı araçları ve teçhizatları ateşe vermesi, aslında sahada işlerin ne kadar çirkinleştiğinin en büyük kanıtı. Yıllarca omuz omuza çarpıştıklarını iddia edenlerin, bir gecede “terk edilmişlik” hissiyle nasıl bir yıkıma giriştiğini gördük. Bu sadece bir çekilme değil, aynı zamanda yerel unsurların içine düştüğü derin bir ihanet psikolojisinin tezahürüdür. Yanan sadece araçlar değil, yıllardır kurulan o kirli ittifakın kalıntılarıdır. Sokaktaki vatandaşın güvenliğini hiçe sayan bu “stratejik geri çekilme”, bölgeyi bir anda barut fıçısına çevirdi. Kimin kimi sattığı belli olmayan bu ortamda, güven ortamından bahsetmek artık imkansız hale geldi.
Şam İçin Kritik Viraj: 60’ıncı Tümen Muamması
Suriye Savunma Bakanlığı, Kasrek Hava Üssü’nün artık tamamen kendi kontrollerinde olduğunu ilan ederken, SDG tarafı bambaşka bir iddiayı piyasaya sürüyor. İddiaya göre bu üs, Suriye ordusunun 60’ıncı Tümeni’ne entegre edilecek SDG unsurlarından oluşacak. Yani kaba bir tabirle; eski düşmanlar, yeni müttefik kılıfıyla aynı çatı altında toplanacak. Tabii bu senaryonun ne kadar gerçekçi olduğu, bölgedeki güç dengelerinin nasıl bir labirentte kaybolduğuyla doğrudan alakalı. Şam’ın bu “entegrasyon” oyununa ne kadar müsaade edeceği ya da bunun sadece bir kılıf mı olduğu önümüzdeki günlerin en sıcak tartışma konusu olacak. Kimin eli kimin cebinde belli değil ve faturayı yine bölgedeki sivil halk ödeyecek.
Vatandaşın Kaderi: Belirsizlik ve Tehdit
Peki, tüm bu askeri manevralar bölge halkı ve sınır güvenliğimiz için ne ifade ediyor? ABD’nin “ben artık yokum” diyerek kapıyı çekip gitmesi, bölgede devasa bir otorite boşluğu yarattı. Bu boşluğun terör unsurları tarafından mı yoksa Şam’ın demir yumruğuyla mı doldurulacağı büyük bir soru işareti. Ürdün sınırına yığılan ABD birliklerinin bölgeye tekrar dönüp dönmeyeceği meçhulken, Kasrek’te dalgalanan Suriye bayrağı yeni bir dönemin, belki de daha kanlı bir hesaplaşmanın ilk işareti olabilir. Kentlerin huzuru, sınırların güvenliği artık bu toz dumanın arasından çıkacak sonuca bağlı. ABD’nin apar topar gidişi, arkasında düzen değil, çözülmesi imkansız bir kördüğüm bıraktı. Sahadaki her hareket, bizim sınırlarımızdaki tansiyonu da doğrudan etkiliyor.






