Dünya basın tarihi en karanlık yıllarından birini yaşıyor. 2025 yılı, sadece bir istatistik değil, gerçeğin susturulduğu bir utanç tablosu olarak kayıtlara geçti. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) tarafından açıklanan son veriler, modern çağın en büyük medya kıyımını gözler önüne seriyor. Tam 129 basın mensubu, görevleri başında hayatını kaybetti. Bu rakam, CPJ’nin kayıt tutmaya başladığı 1992 yılından bu yana ulaşılan en kanlı zirve olarak tarihe kazındı.
İsrail Ordusu Sistematik Olarak Gazetecileri Hedef Alıyor
Raporun en sarsıcı kısmı, failin kimliği konusunda hiçbir şüpheye yer bırakmıyor. Ölümlerin üçte ikisinin sorumlusu doğrudan İsrail. İsrail ordusu, dünya üzerindeki tüm diğer orduları geride bırakarak “en çok gazeteci katleden askeri güç” ünvanını aldı. Geçen yıl öldürülen 86 basın mensubunun %60’ından fazlası, kuşatma altındaki Gazze topraklarında haber peşinde koşan Filistinli gazetecilerdi. Gazze, yaklaşık 365 kilometrekarelik dar bir sahil şeridinde 2 milyondan fazla insanın hayata tutunmaya çalıştığı, dünyanın en yoğun nüfuslu ve en tehlikeli bölgelerinden biri haline gelmiş durumda.
Uluslararası hukuk normlarına göre, gazeteciler Cenevre Sözleşmeleri kapsamında sivil statüsünde dokunulmazlığa sahiptir. Bir gazeteciyi kasten hedef almak, açık bir savaş suçudur ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde ağır yaptırımlara tabidir. Türkiye’de ve dünyada bu tür adli vakalar, titiz otopsi süreçleri, balistik incelemeler ve saha tanıklıklarıyla kayıt altına alınır. Ancak Ortadoğu’daki bu sistematik saldırılar, küresel bir cezasızlık kültürünün gölgesinde devam ediyor. Gazetecilerin kasten öldürülmesi, sadece bir can kaybı değil, aynı zamanda toplumun gerçekleri öğrenme hakkına indirilmiş ağır bir darbedir.
Gökyüzündeki İnfazcılar: İHA Saldırılarında Korkunç Artış
Haber alma hakkına yönelik saldırılar artık sadece piyade tüfekleriyle değil, yüksek teknoloji ürünü insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştiriliyor. Teknolojinin birer suikast aracına dönüştürülmesi, basın özgürlüğü için karanlık bir çağın kapılarını araladı. Gazze’de 28, Sudan’da 5 ve Ukrayna’da 4 gazeteci dron saldırılarıyla katledildi. Son üç yılda dünya genelinde İHA saldırılarıyla öldürülen gazetecilerin %75’inden tek başına İsrail sorumlu tutuluyor. Bu durum, gözetleme teknolojilerinin şeffaflık yerine infaz odaklı kullanıldığını kanıtlıyor.
Dünya genelindeki kara listede Sudan 9, Meksika 6, Rusya-Ukrayna hattı 4 ve Filipinler 3 kayıpla bu vahim tabloyu tamamlıyor. CPJ Üst Yöneticisi Jodie Ginsberg, medyanın hedef alınmasının tüm toplumsal özgürlüklerin yok oluşuna dair bir öncü gösterge olduğunu savunuyor. Eğer bir muhabir gerçekleri haykırdığı için susturuluyorsa, orada artık hiçbir vatandaşın güvenliğinden söz edilemez. Adli süreçlerin işletilmesi ve bu cinayetlerin sorumlularının uluslararası mahkemelerde yargılanması, insanlığın ortak vicdan borcudur. Gerçekler kanla susturulamaz, ancak 2025 yılı bu bedelin ne kadar ağır olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterdi.






