Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan son veriler, hayvancılık sektöründeki daralmanın boyutlarını gözler önüne seriyor. Yılın ilk çeyreğine ilişkin istatistikler, sanayiciler tarafından toplanan inek sütü miktarının bir önceki yıla göre yüzde 1,7 oranında azaldığını gösterirken, bu düşüş eğiliminin sürmesi gıda arz güvenliği konusundaki endişeleri artırıyor. Özellikle İç Anadolu’nun önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Aksaray’da, üreticilerin yaşadığı pazar ve maliyet sorunları sektördeki krizin derinliğini ortaya koyuyor.
Maliyet Artışı ve Fiyat Kıskacı Üreticiyi Köşeye Sıkıştırdı
Süt üretimindeki düşüşün temelinde, kontrol edilemeyen girdi maliyetleri ile baskılanan süt fiyatları arasındaki dengesizlik yatıyor. Üreticiler, yem fiyatlarının serbest piyasa koşullarında hızla yükseldiğini, buna karşın süt fiyatlarının belirli kurullar aracılığıyla sınırlı seviyelerde tutulduğunu ifade ediyor. Sektör temsilcilerine göre, çiğ süt fiyatlarına yapılan küçük oranlı zamlar henüz üreticinin cebine girmeden, yem maliyetlerine gelen daha büyük zamlar kazancı tamamen ortadan kaldırıyor. Bu ekonomik çıkmaz, besicilerin anaç hayvanlarını kesime göndermesine ve mandıraların birer birer boşalmasına neden oluyor.
Sadece Aksaray özelinde değil, ülke genelinde de hissedilen bu durum, üreticinin sürdürülebilirlik kabiliyetini yitirmesine yol açıyor. Geçmiş yıllarda 3-5 inekle geçimini sağlayan küçük aile işletmeleri, bugün 20 ve üzeri hayvan sayısıyla dahi borç yükü altında eziliyor. İcra takipleri ve artan borçlar, köylerdeki üretim kültürünü de derinden sarsıyor ve kırsaldaki üretim gücünü zayıflatıyor.
Küçük Aile İşletmeleri Yerini Büyük Çiftliklere Bırakıyor
Piyasadaki bu daralma, sektörün yapısını da köklü bir değişime zorluyor. Girdi maliyetleriyle baş edemeyen küçük ölçekli üreticiler, hayvanlarını büyük çiftlik sahiplerine satarak sektörden çekilmek zorunda kalıyor. Bu durum, süt piyasasının tamamen büyük sermaye gruplarının ve sanayicilerin kontrolüne geçmesine zemin hazırlıyor. Eskiden köylerden merkeze süt akışı sağlanırken, şimdilerde üretimden kopan kitlelerin kent merkezlerine göç etmesi toplumsal ve ekonomik bir dönüşümü de beraberinde getiriyor.
Sektörün geleceği için yem fiyatlarındaki istikrarsızlığın giderilmesi ve üreticiyi koruyacak piyasa düzenlemelerinin hayata geçirilmesi bekleniyor. Aksi takdirde, arz talep dengesizliğinin tüketici fiyatlarına yüksek enflasyon olarak yansımaya devam edeceği ve yerli üretimin yerini büyük ölçüde ithalata bırakabileceği öngörülüyor. Süt üretimindeki bu gerileme, sadece bir tarım sorunu değil, aynı zamanda hayvancılığın sürdürülebilirliği noktasında kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.






