Eğitim Yuvaları Korku Evine mi Dönüşüyor?
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan okul saldırısının ardından Kahramanmaraş’tan gelen acı haberler, eğitim dünyasındaki en büyük yarayı yeniden kanattı. Siverek’te 16 kişinin yaralanmasıyla sarsılan kamuoyu, Maraş’ta biri öğretmen 9’u çocuk toplam 10 canımızı yitirdiğimiz haberiyle adeta yıkıldı. Bir eğitim şefi olarak şunu söylemeliyim ki; çocuklarını okula gönderen her anne ve babanın kalbinde şu an tek bir soru var: Benim çocuğum gerçekten güvende mi?
Aksaray’da yükselen feryatlar aslında tüm Türkiye’nin ortak sesi haline geldi. Ramazan ayı boyunca artan akran zorbalıkları ve okul çevrelerindeki başıboşluk, velileri artık sabır sınırının sonuna getirdi. Eskiden her okulun kapısında duran, giren çıkanı denetleyen o güvenlik görevlilerinin ‘tasarruf’ gerekçesiyle çekilmesi, bugün yaşanan bu trajedilerin en büyük zemin hazırlayıcısı olarak görülüyor. Bir çocuğun canından, bir öğretmenin can güvenliğinden daha önemli hangi tasarruf kalemi olabilir?
Tasarruf Tedbirleri Güvenlikten Yapılamaz
Velilerin isyanı sadece birer tepki değil, aynı zamanda çözüm odaklı birer çığlık niteliği taşıyor. Yaklaşık 2-3 yıl öncesine kadar okullarda uygulanan özel güvenlik istihdamının sona ermesi, eğitim kurumlarını dışarıdan gelebilecek her türlü tehdide açık hale getirdi. Aksaraylı ailelerin belirttiği gibi; bir okulun girişinde güvenlik yoksa, o kapıdan elini kolunu sallayarak giren herkesin potansiyel bir tehlike oluşturmayacağının garantisini kim verebilir? Eğitim, ancak huzurlu bir ortamda filizlenebilir.
Okul yönetimlerinin bütçe imkânlarının bu tür bir istihdamı karşılamaya yetmediği gerçeği ortada dururken, devletin bu konuda radikal bir adım atması artık kaçınılmazdır. Sadece polis ekiplerinin devriye atması, sorunu kökten çözmeye yetmiyor. Çünkü polis o an orada olabilir ama saldırganlar o boşluğu her zaman kollar. Veliler, AVM girişlerinde bile bulunan X-ray cihazlarının ve metal dedektörlerin artık okullara da yerleştirilmesini, profesyonel güvenlik personelinin sabah zili çalmadan görevine başlamasını bekliyor.
Çocukların Okul Korkusu ve Gelecek Kaygısı
Bu olayların en yıkıcı etkisi ise minik kalplerde bıraktığı travmalar oluyor. Okula gitmek istemeyen, sınıfında ders dinlerken dışarıdan gelen bir sese irkilen binlerce çocuktan bahsediyoruz. Eğer bir öğretmen sınıfta ders anlatırken ‘Kapıdan biri girebilir mi?’ endişesi taşıyorsa, orada ne eğitim kalitesinden ne de gelecekten söz edilebilir. Güvenlik zafiyeti sadece bir asayiş meselesi değil, doğrudan ülkenin eğitim kalitesini vuran bir krizdir.
Şu an alınan geçici önlemlerin, polis devriyelerinin birkaç hafta sonra unutulup gitmesinden korkuluyor. Kalıcı, denetlenebilir ve modern teknolojiyle desteklenmiş bir güvenlik sistemi şart. Okul bahçelerine girişte sıkı bir denetim mekanizması kurulmadığı sürece, ailelerin içindeki bu yangın sönmeyecektir. Yarın çok geç olmadan, her bir okulun kapısını kale gibi koruyacak adımlar atılmalı; çünkü bir çocuğun hayatı her şeyden daha kıymetlidir.






