Hukuk Silah Olarak Kullanılıyor
Adalet, kirli siyasetin oyuncağı haline geldiğinde hukuk artık bir savunma kalkanı değil, bir imha silahıdır. İsrail Parlamentosu’nun 30 Mart 2026’da kabul ettiği sözde idam yasası, modern dünyanın adalet sistemine indirilmiş en ağır darbelerden biridir. Hukukçular Derneği Aksaray İl Temsilcisi Av. İlhan’ın da belirttiği üzere, bu düzenleme bir yargı faaliyeti değil, işgal altındaki topraklarda sistematik bir tasfiye operasyonudur. Kağıt üzerinde ‘yasa’ olarak sunulan bu metin, uluslararası hukukun temel taşlarını dinamitlemekten başka bir amaca hizmet etmiyor.
Yargılama Değil Tasfiye Süreci
Yeni düzenlemenin detayları, adaletin kırıntısına dahi tahammül edilmediğini kanıtlıyor. Bir idam kararının oybirliği yerine basit çoğunlukla alınabilmesi, temyiz yollarının kapatılması ve infazın 90 gün gibi komik bir sürede gerçekleştirilecek olması, ‘adil yargılanma’ kavramının mezara gömüldüğünü gösteriyor. ‘Terör’ tanımının ucu açık, esnek ve keyfi şekilde genişletilmesi ise Filistin halkını topyekûn bir hedef tahtasına oturtuyor. Bu durum, aynı eylem için farklı hukuk sistemlerinin uygulandığı, ırkçı ve ayrımcı bir apartheid rejiminin hukuk kılıfına bürünmüş halidir.
Cenevre Sözleşmesi Ayaklar Altında
İsrail’in bu adımı sadece etik bir sorun değil, aynı zamanda teknik bir savaş suçudur. 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri, işgalci bir gücün işgal altındaki sivil nüfus üzerinde kendi ceza hukukunu bu derece fütursuzca uygulamasını kesin bir dille yasaklar. Birleşmiş Milletler kararları ortadayken, işgal altındaki topraklarda egemen bir devletmiş gibi idam kararları dağıtmak, uluslararası sistemin iflas ettiğinin ilanıdır. Hukukçular Derneği’nin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi nezdinde başlattığı başvuru süreci, bu barbarlığa karşı durmanın tek yasal yoludur.
Sessiz Kalmak Suça Ortak Olmaktır
Dünya, bir halkın hukuk eliyle yok edilmesini sadece izleyecek mi? Keyfi tutuklamalar, yargısız infazlar ve şimdi de yasallaştırılmış cinayetler… Hukuk, bir devletin zorbalığını meşrulaştırma aracı olamaz. Hukukçular Derneği’nin çağrısı sadece bir meslek grubuna değil, vicdanı kurumamış her bireyedir. Eğer bugün bu ‘yok hükmündeki’ yasaya karşı ses yükseltilmezse, yarın dünyanın hiçbir yerinde hiçbir insan kendini hukukun güvencesinde hissedemeyecektir. Adalet bir kez susturulduğunda, geri kalan her şey sadece gürültüden ibarettir.






