MENÜ
22 Haziran 2026 Pazartesi
DOLAR 46,4669 ▲ %0,04
EURO 53,2759 ▼ %0,07
ALTIN 6.266,12 ▲ %0,98

Cerebral Palsiyle Başladı, Uzay Mühendisi Oldu: Yüksek Maaşı Reddetti

Serebral Palsi Tanısıyla Başlayan İnanılmaz Dönüşüm

Normal şartlarda tıp literatürünün “imkânsız” olarak nitelendirdiği durumları, azimle ve vatan sevgisiyle alt üst eden bir hikaye bu. Uzay mühendisi Turgay Karakaş, Aksaray Üniversitesi’nde verdiği konferansta, hayata serebral palsi tanısıyla başladığını anlattığında, salonda derin bir sessizlik oluştu. Henüz 6 yaşına kadar ne konuşabiliyor ne de yürüyebiliyordu. Aile üyelerinin yaşadığı çaresizlik ve annesinin duaları, Karakaş’ın ifadesiyle hayatındaki en zorlu dönemi oluşturuyordu. Ancak Karakaş’ın hikayesi, fiziksel engellerin zihinsel engellere dönüştüğü noktada kritik bir viraj alıyor.

Babası, o yıllarda Almanya’dan getirileceği söylenen bir “iğne” üzerinden geliştirdiği motivasyon yöntemiyle küçük Turgay’ı yatağından kaldırarak, adeta hayata yeniden başlatıyor. Karakaş’ın ilk kelimesi o iğnenin ardından gelen “anne” oluyor. Kısa sürede yaşanan bu inanılmaz değişim, aynı doktorun bu kez “üstün zekâlı” teşhisi koymasıyla perçinleniyor. Fiziksel durumu değişmeyen Karakaş’ın hayatını değiştiren tek şey, kendini ifade edebilme yeteneğini kazanması ve ailesinin sarsılmaz inancıydı.

Okul Yıllarındaki Dışlanma ve Diplomanın İntikamı

Karakaş’ın çocukluğundaki fiziki kısıtlamalar, okul sıralarında bu kez sosyal baskıya dönüştü. Özellikle ortaokul yıllarında yaşadığı dışlanma ve fiziksel durumu nedeniyle maruz kaldığı ağır sözler, onu derinden etkiledi. Bir Türkçe öğretmeninin küçümseyen tavrı, Karakaş’ın hayatında dönüm noktası oldu. Çoğu öğrencinin pes edeceği noktada, o pes etmedi. Bu durumu bir intikam arzusuna dönüştürmek yerine, azimle çalışarak o derste de başarılı oldu. Yıllar sonra mezuniyet diplomasını o öğretmene götürdüğünde, “Yapabildiğimi göstermek istedim” sözleriyle aslında sadece kişisel başarısını değil, toplumsal önyargıları da yendiğini gösteriyordu.

Yurtdışı Tekliflerini Reddeden Savunma Sanayii Mühendisi

Karakaş’ın hikayesini sıradan bir başarı öyküsünden ayıran en önemli detay, kariyer yolculuğunda verdiği kritik kararlar. Daha 9 yaşındayken uzay mühendisi olmaya karar veren Karakaş, o yıllarda Türkiye’de böyle bir bölüm olmamasına rağmen hayalinden vazgeçmedi. Liseyi birinciliklerle bitirdi, TÜBİTAK yarışmalarında uluslararası dereceler kazandı. Bu başarılar, dönemin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından fark edilmesini sağladı. TÜBİTAK SAGE bünyesinde kritik projelerde görev alan Karakaş, Türkiye’nin en önemli yerli ve milli savunma sanayi projelerinden biri olan SOM füzesinin geliştirilme sürecinde yer aldı.

Savunma sanayii alanındaki yetkinliği, ona yurt dışından yüksek maaşlı iş teklifleri getirdi. Ancak Karakaş’ın tercihi netti: “Ben Türk’üm, bu ülkede doğdum ve bu millete borcum var” diyerek tüm cazip teklifleri geri çevirdi. Bu kararı, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde yakaladığı milli üretim ivmesinin de bir yansımasıydı. Fiziksel engelleri aşmış bir dâhinin, ülkesine olan borcunu ödemek için kariyerini feda etmesi, konferansın asıl mesajını oluşturuyordu.

Rektör Arıbaş’tan Başarı Formülü: Azim, Hedef ve Vatan Sevgisi

ASÜ Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş, Karakaş’ın hikayesinin sadece kişisel bir başarı değil, toplumsal bir ders olduğunu vurguladı. Arıbaş, Karakaş’ın başarısını milli güreşçi Rıza Kayaalp ile karşılaştırarak, başarının temelinde yatan üç ortak ilkeye dikkat çekti: Kendini tanıma, hedef belirleme ve azimle çalışma. Arıbaş, “İkisi de dünya çapında birer bilim insanı ve sporcu ama başarıya giden yolları birebir örtüşüyor” dedi. Rektör Arıbaş’ın vurguladığı son ortak özellik ise vatan sevgisi oldu. Her iki ismin de milyonların kalbinde taht kurmasının nedeninin, yaptıkları işi vatan sevgisiyle harmanlamaları olduğunu belirterek, Karakaş’ın “İmkansız diye bir şey yok, sadece biraz zaman alabilir” sözleriyle biten hikayenin özeti oldu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir