MENÜ
09 Haziran 2026 Salı
DOLAR 46,1312 ▲ %0,03
EURO 53,3329 ▲ %0,08
ALTIN 6.431,07 ▲ %0,18

Sosyal Medya Alkışları Sokaktaki Engeli Kaldırmıyor

Ekranın Parıltısı ve Sokağın Görünmezliği

Zihinlerin tozlu raflarında saklanan gerçeklerle yüzleşme vaktidir. Bugün dijital dünyanın parıltılı ekranlarında her gün binlerce hayatın ‘başarı hikayesi’ adı altında önümüzden geçip gittiğine şahit oluyoruz. Özellikle engelli bireylerin sosyal medyadaki görünürlüğü, bir yandan bir farkındalık yaratıyor gibi dursa da, diğer yandan derin bir çelişkiyi beraberinde getiriyor. On binlerce takipçi, binlerce yorum ve kalplerle dolu etkileşimler… Peki, bu dijital kalabalık sokağa çıktığında neden bir anda buharlaşıyor? Ekranda alkışlanan o ‘güçlü’ irade, otobüste veya kaldırımda neden bir yer bulamıyor?

Beklentiler: Neden Hep Acı ve Gözyaşı Aranıyor?

Toplumun bilinçaltında kodlanmış tuhaf bir mekanizma var; engelli bir bireyi ancak acı çekerken, ağlarken ya da birilerinden yardım dilerken gördüğünde onunla ‘bağ’ kurabiliyor. Yıllar önce hayatını belgeselleştirmek isteyen üniversite öğrencilerinin hikayesi tam da bu noktada ibretlik bir hal alıyor. Kamera karşısında vakur duran, hayatını kendi imkanlarıyla idame ettiren birinin hikayesi, akademisyenler tarafından ‘yeterince acı içermediği’ gerekçesiyle reddediliyor. Çünkü beklenen sahne, o trajik mağduriyetin sergilenmesidir. Eğer bir engeliniz varsa ve buna rağmen gülümsüyorsanız, sistemin kurguladığı o dramatik şablona sığamıyorsunuz demektir.

Sempatizan mı Olacağız Yoksa Empatizan mı?

İnsan psikolojisi, kendisine benzemeyeni ‘takdir’ ederek vicdanını rahatlatma eğilimindedir. Sosyal medyadaki ‘Enerjine bayılıyorum’, ‘Çok güçlüsün’ gibi yorumların altında yatan asıl duygu çoğu zaman empati değil, sempatidir. Sempatizanlar, uzaktan uzağa beğenir, alkışlar ve kendi haline şükrederek hayatına devam eder. Oysa bize gereken ’empatizan’ ruhudur. Empatizan olan kişi, sadece ekrandaki videoyu beğenmekle kalmaz; bindiği otobüsteki engelli tabelasını okur, kaldırıma park edilen aracın bir hayatı nasıl kararttığını fark eder ve sokaktaki yaşamın dönüşümü için sorumluluk alır.

Sessizliğin İçindeki Büyük Çelişki

Bir gazete okuyucusunun otobüste yazarı tanıması ama burnunun ucundaki engelli uyarı levhasını görmezden gelmesi, günümüz insanının dikkat dağınıklığını ve sahte ilgisini özetliyor. Bizler sadece vitrinlere bakıyor, dükkanın içindeki eksikleri görmüyoruz. Takipçi sayısı bir milyona da ulaşsa, bu kitle sokağın tozuna karışmadığı sürece engeller kağıt üzerinde kalmaya devam edecektir. Hayatımıza bir kamera arkasından bakmayı bırakıp, o kameranın odaklandığı gerçeğin içine girmeliyiz. Gerçek başarı, sosyal medyada ikonlaşmak değil, herkes için erişilebilir bir sokak yaratabilmektir. Bu hafta sonu kendinize şu soruyu sorun: Sahi, siz sadece izliyor musunuz yoksa gerçekten görüyor musunuz?

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir