MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Liselerde ‘Erküre’ Tehlikesi: Genç Kızlar Anlattı

Dijital Labirentin Karanlık Yüzü: Manosphere

İnternetin kontrolsüz büyümesi, beraberinde daha önce karşılaşmadığımız türden sosyolojik krizleri de getiriyor. Son dönemde lise koridorlarında fısıltıyla yayılan, genç kızların hayatını kâbusa çeviren ‘Manosphere’ (Erküre) kavramı, göründüğünden çok daha büyük bir organizasyonun parçası. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan şiddet olaylarının ardından tekrar gündeme gelen bu yapı, sadece birkaç ‘öfkeli’ gencin bir araya gelmesiyle açıklanamaz. Bu, genç erkeklerin zihinlerine nakşedilen sistematik bir kadın düşmanlığı ve hiyerarşi takıntısıdır.

Peki, kim bu sürecin mimarı? Algoritmalar mı, yoksa bu kaostan beslenen yeni nesil figürler mi? Dijital ağlarda ‘erkeklik’ kavramını bir savaş alanına çeviren bu akım, genç kızları ‘insansı’ (FOID) gibi aşağılayıcı terimlerle etiketleyerek insanlıktan çıkarıyor. Henüz 15 yaşındaki Bilge’nin anlattıkları, durumun vehametini gözler önüne seriyor: İnternetin anonimliği arkasına saklananlar, gençlerin önüne ulaşılması imkânsız standartlar koyarak bir endişe ve panik iklimi yaratıyor.

Sınıflardaki Sessiz İstila

Eğitim kurumları, normalde güvenli alanlar olması gerekirken, bu akım yüzünden birer çatışma sahasına dönüşmüş durumda. 18 yaşındaki Burçe, yaş ilerledikçe erkek arkadaşlarıyla arasındaki uçurumun nasıl derinleştiğini anlatıyor. Kadın düşmanı söylemlere ‘şaka’ kılıfı giydiriliyor, itiraz edenler ise ‘oyunbozan’ olarak damgalanıyor. Bu, aslında çok tanıdık bir taktik: Marjinalleştirme. Bir düşünceyi savunurken toplumu kutuplaştırmak ve karşı tarafı susturmak için kullanılan bu dil, artık 10-15 yaşındaki çocukların dilinde.

Ceyda’nın analizi ise meselenin ‘pazarlama’ boyutuna ışık tutuyor. Lüks arabalar, kara para aklama iddiaları ve suç dosyalarıyla anılan bazı figürlerin, başarıyı sadece güç ve para üzerinden tanımlayarak ‘gerçek erkeklik’ adı altında nasıl pazarlandığını görüyoruz. Bu figürler, modern dünyanın karmaşasında yolunu kaybeden genç çocuklara sahte bir pusula sunuyor. Bu pusulanın ucu ise her zaman kadınların haklarının kısıtlanmasına ve onlara duyulan saygının sıfırlanmasına çıkıyor.

Algoritma Tuzağı ve Güven Krizi

Asıl tehlike ise bu içeriklerin filtresiz bir şekilde yayılması. 16 yaşındaki Hale, erkek yaşıtlarının aslında inanmadıkları cümleleri bile sırf internette gördükleri için tekrarladıklarını söylüyor. Bu, bireysel bir tercihten ziyade, kolektif bir zihinsel tutsaklıktır. Genç erkekler, birer dijital yankı odasına hapsediliyor ve orada sadece kadınların ‘hizmetçi’ ya da ‘obje’ olduğu fikriyle besleniyorlar.

Bu durum, lisedeki kız çocuklarının kendi yaşıtlarına bile güvenemediği bir toplum yapısını tetikliyor. Sınıf başkanlığı adaylığında bile cinsiyetçi zorbalığa maruz kalan Melis’in yaşadıkları, bu zehirli dilin fiziksel dünyada nasıl karşılık bulduğunun kanıtı. Kim bu kutuplaşmadan kar sağlıyor? Kim gençlerin arasındaki bu güven bağını koparmak istiyor? Sorular derinleştikçe, karşımıza çıkan tablo sadece bir ‘gençlik hevesi’ değil, toplumun temellerine dinamit koyan bir mühendislik çalışması gibi duruyor. Bu dijital ağlar, sadece ekranlarda kalmıyor; yarının dünyasını, sevgisiz ve saygısız bir yere dönüştürmek için sessizce çalışıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir