VAR Kararı mı, Yatırım Katili mi?
Trendyol Süper Lig’de şampiyonluk yarışı kızışırken, milyon dolarlık yatırımların sahaya yansıdığı dakikalarda yine ‘teknolojik’ bir kaza yaşandı. Gençlerbirliği deplasmanında 60. dakikada Leroy Sane ile fileleri sarsan Galatasaray, skoru 3-0’a getirip fişi çektiğini sanıyordu. Ancak hakem Batuhan Kolak, VAR monitörüne her gittiğinde olduğu gibi yine tribünlerin ve ekran başındakilerin enerjisini emmeyi başardı. Futbolun sadece bir oyun değil, devasa bir ekonomi olduğunu unutanlar, verdikleri bu ‘ince’ kararlarla aslında sahadaki emeği ve seyir zevkini devalüe ediyor.
Pasif Ofsayt Bahanesiyle Puan Gaspı mı?
Pozisyonun detaylarına baktığımızda, Yunus Akgün’ün pasif durumda olduğu ve oyuna doğrudan bir müdahale etmediği çok net görülüyordu. Fakat Türkiye’de hakemlik kurumu, ‘yorumu’ her zaman oyunun ruhunu öldürmek üzerine kuruyor. Batuhan Kolak, monitör başında adeta bir mühendis titizliğiyle iğne deliğinden hindiyi geçirmeye çalıştı ve sonunda o golü iptal etti. Sarı-kırmızılı camianın isyanı boşuna değil; sahada dökülen terin, kulübün kasasından çıkan her kuruşun karşılığı bu ‘subjektif’ kararlarla havaya uçuyor. Bir golün iptali demek, sadece skorun değişmesi değil, kulübün marka değerine ve şampiyonluk primlerine vurulan bir darbedir.
Üçüncü Kez Aynı Senaryo: Tesadüf mü, Operasyon mu?
Ekonomi yönetiminde ‘istikrar’ ne kadar önemliyse, futboldaki adalet yönetimi için de kuralların her takıma aynı uygulanması o kadar hayati. Galatasaray bu sezon Kocaeli ve Konya deplasmanlarından sonra üçüncü kez aynı ‘pasif ofsayt’ bariyerine takıldı. Bu artık bir tesadüf olmaktan çıktı, Galatasaray’ın hücum aksiyonlarına kesilen bir ‘gizli vergi’ halini aldı. Sosyal medya hesabından yapılan ‘Sahalarda ender görülen bir iptal’ açıklaması, aslında kibarca ‘Bize yapılan bu haksızlığın faturası ağır olur’ demektir. Eğer aynı kural diğer takımlara farklı, Galatasaray’a farklı yorumlanıyorsa burada liyakatten ve adaletten söz etmek imkansız hale gelir.
Vatandaşın Cebinden Çıkan Zaman ve Heyecan
Sadece kulüp bazında değil, maçı izlemek için para ödeyen, yayıncı kuruluşa her ay dünyanın parasını bayılan vatandaş için de bu kararlar büyük bir hayal kırıklığı. Bir maçın heyecanını, bir golün coşkusunu 5 dakika boyunca monitör başında bekletip sonra ‘aslında olmamıştı’ demek, izleyiciye yapılan en büyük saygısızlıktır. Türk futbolunun marka değerini yükseltmekten bahseden federasyon yetkilileri, önce bu ‘VAR odası muammalarını’ çözmek zorunda. Yoksa bu gidişle stadyumlar boşalacak, dekoderler iptal edilecek ve bu ligin faturası hepimize çok daha pahalıya patlayacak. Kimse kusura bakmasın, sahadaki emeği teknoloji masasında doğramak profesyonellik değil, beceriksizliğin dik alasıdır.






