Kocaelispor’da Selçuk İnan’ın Taktik Savaşı
Sahada kaos varken kenarda akıl oyunları dönüyor. Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında Kocaelispor’un Göztepe karşısında aldığı 1-1’lik beraberlik, sıradan bir puan paylaşımı değil, Selçuk İnan’ın ‘ben buradayım’ deme şeklidir. Maç biter bitmez mikrofon başına geçen İnan, sadece oyunu değil, Türk futbolundaki kalıplaşmış ‘risk’ algısını da hedef aldı. Başakşehir ve Galatasaray maçlarının ardından gelen bu performans, Kocaelispor camiasına uzun zamandır aradığı o direnç ruhunu hatırlattı.
Forvetsiz Çılgınlık mı Yoksa Matematik mi?
Tribünlerin ve spor kamuoyunun en çok tartıştığı konu, sahada klasik bir golcü olmadan maça başlamaktı. Selçuk İnan bu eleştirilere tokat gibi bir yanıt veriyor: ‘Siz risk diyorsunuz, ben ise maçı kafamda oynayıp plan yapıyorum.’ Dan ve Jo üzerinden kurulan o hibrit sistem, Göztepe gibi ligin en sert savunma hatlarından birini darmadağın etti. Göztepe’nin hocası Radomir Kokovic’in planlarını bozan şey, İnan’ın Tayfur’u arkaya koşturup kanatları orta sahaya eklemlemesiydi. Bu bir tesadüf değil, rakibin röntgenini çekip zayıf halkayı koparmaktır. Göztepe, karşısında ne yapacağı belli olmayan bir Kocaelispor buldu ve bu belirsizlik onları puan kaybına zorladı.
Hakemler ve Adalet Terazisinin Bozukluğu
Selçuk İnan’ın açıklamalarında sadece taktik yoktu; bir isyanın fitili de ateşlendi. Penaltı pozisyonunu izlemediğini söylerken bile aslında hakem yönetimine dair derin bir sitemi dışa vurdu. ‘İsyan ediyoruz ama hakaret etmeden’ diyerek, teknik adamların sahada verdiği emeğin masa başında veya düdük ucunda heba edilmesine karşı durdu. Hakemlerin teknik direktörlerin penceresinden bakmayı reddettiği bir ortamda, İnan’ın bu dik duruşu sadece Kocaelispor için değil, tüm lig için bir ayna niteliğinde. Emeklerin hiçe sayıldığı bir düzende nezaketi koruyarak ses yükseltmek, her babayiğidin harcı değildir.
Gelecek Belirsiz: Transfer ve Para Çıkmazı
Kocaelispor’un en büyük yarası ise sahanın dışındaki belirsizlik. Selçuk İnan, transfer ve maddi durum hakkındaki sorulara ‘bekleme modundayız’ diyerek acı bir gerçeği yüzümüze çarptı. Seçim süreci, limitlerin bilinmezliği ve olası transfer yasağı, elde edilen bu umut verici futbolun üzerine gölge düşürüyor. Genç kaleci Serhat’ın gösterdiği üstün performans bir teselli olsa da, kurumsal bir belirsizliğin içinde teknik başarı ne kadar sürdürülebilir? İnan, elindeki kısıtlı malzemeyle mucize yaratmaya çalışırken, kulüp yönetiminin bu sessizliği ve hazırlıksızlığı takımın ayağına pranga vuruyor. Şimdi herkesin sorması gereken soru şu: Sahadaki bu akıl dolu futbol, masadaki belirsizliğe kurban mı edilecek?






