Sokakta İsyan Var: Şampiyonluk Ruhu Nereye Gitti?
Sokakta kime sorsan yüzü asık, kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Fenerbahçe taraftarı yine o bildiğimiz ‘umut fakirin ekmeğidir’ noktasına geldi ama bu sefer durum çok daha ciddi. Dün akşam alınan o beraberlik sadece bir puan kaybı değil, resmen şampiyonluk ruhunun avuçların içinden kayıp gitmesi gibi bir şey oldu. Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu çıktı, öyle süslü püslü, yuvarlak cümleler kurmadan acı gerçeği çat diye masaya vurdu: ‘İnisiyatif artık rakibimize geçti.’ Yani diyor ki; biz kendi kaderimizi yazma şansını kaybettik, artık başkalarının hata yapmasını bekleyeceğiz. Bu, bir taraftar için ölümden beter bir duygu.
Matematik Var Ama İnanç Nerede?
Mosturoğlu’nun konuşması aslında aylardır stat çıkışlarında, kahve köşelerinde taraftarın kendi arasında bağıra çağıra söylediği gerçeklerin resmi bir ağızdan itirafı niteliğindeydi. Evet, matematiksel olarak hala bir şans varmış. Kağıdı kalemi eline alan herkes hala ‘olabilir’ diyor. Ama sahada o inatçı, o rakibi boğan, ‘ben bu şampiyonluğu kimseye bırakmam’ diyen duruştan eser kalmayınca, matematiğin ne hükmü kalıyor? Rakibe devredilen sadece puan avantajı değil, o devasa psikolojik üstünlük de gitti. Sokaktaki adam artık ‘Yine mi aynı senaryo, yine mi hüsran?’ diye sormakta haksız mı? Her sene aynı heyecanla başlayıp aynı duvara toslamak artık taraftarın sabrını taşırma noktasına getirdi.
Yıllardır Süren Yapboz Düzeni ve İstikrarsızlık
Peki, bu iş neden bir türlü dikiş tutmuyor? Mosturoğlu burada topu sadece bugünkü yönetime atmıyor, olayın köküne, o derin yaraya parmak basıyor. Her sene yeni bir teknik direktör, her transfer döneminde baştan aşağı değişen bir kadro… Futbol takımı değil sanki çocukların elindeki yapboz tahtası! İstikrarın olmadığı, sistemin her sabah değiştiği bir yerde başarı beklemek zaten hayalperestlikten başka bir şey değil. Her sezon sonu duyduğumuz ‘gelecek yılın planlamasını yapıyoruz’ cümleleri artık kimsenin karnını doyurmuyor. Bu istikrarsızlık kısırdöngüsü Fenerbahçe’nin üzerine resmen karabasan gibi çökmüş durumda. Başarı tesadüf değildir ama bu düzende başarısızlık artık kaçınılmaz bir gerçek haline gelmiş.
İstifa Çözüm mü Yoksa Zihniyet Devrimi mi Şart?
Camia içinde ‘O gitsin, bu gelsin, yönetim istifa’ sesleri yükselirken Mosturoğlu çok daha farklı bir yere dikkat çekiyor. Sadece kişilerin değişmesi yetmez, kafaların değişmesi lazım. ‘Bu gitsin’ demek işin en kolay tarafı. Önemli olan, yarın gelenin de aynı hataları yapmayacağı bir sistemi kurmak. Sportif bir akıl, kalıcı bir model şart. Yoksa her sene hüsran, her sene aynı hayal kırıklığıyla baş başa kalmaya devam edeceğiz. Sokaktaki vatandaş artık icraat bekliyor, laf kalabalığı değil. Şampiyonluk yarışında kontrolü kaybetmek demek, sadece kupadan uzaklaşmak değil; milyonlarca insanın uykusunu, huzurunu ve o son umut kırıntılarını da alıp götürmek demek.






