Eğitimde Modern Kölelik Sistemi: Sayılar Korkutuyor
Türkiye’nin kanayan yarası olan eğitim sistemi, her yıl olduğu gibi bu yıl da yapısal sorunların altında ezilmeye devam ediyor. Yıllardır atama bekleyen yüz binlerce genç öğretmen sokaklarda iş ararken, sınıflar ‘ücretli öğretmen’ adı verilen ve neredeyse asgari ücretin altında çalıştırılan geçici personelle doldurulmaya çalışılıyor. Türk Eğitim-Sen’in 81 il valiliğinden topladığı veriler, durumun vahametini bir kez daha gözler önüne serdi. 62 ilde yapılan araştırmaya göre, okul koridorlarında koşturan 71 bin 757 ücretli öğretmen var. Ancak bu rakam bile sınıflardaki boşluğu kapatmaya yetmiyor; çünkü aynı illerdeki öğretmen açığı 80 bin 449 seviyesine dayanmış durumda. Bu, eğitimin kalitesine vurulan en büyük darbedir.
İstanbul ve Ankara’da Sınıf Mevcutları Değil, Öğretmen Açığı Alarm Veriyor
Metropollerde yaşamanın yükü her geçen gün ağırlaşırken, öğretmenlerin bu şehirlerde barınması imkansız hale geliyor. Veriler, İstanbul’un eğitimde nasıl bir çıkmaza girdiğini kanıtlıyor. Türkiye’nin kalbi İstanbul’da 21 bin 947 ücretli öğretmen görev yapıyor. Şehrin devasa bütçesi ve imkanlarına rağmen, 25 bin öğretmen açığı hala kapatılamıyor. İstanbul’u 5 bin 894 öğretmenle Şanlıurfa, ardından Ankara, İzmir ve Gaziantep izliyor. Bu şehirlerdeki öğretmen açığı sadece bir sayı değil; her gün öğretmeni değişen, derse giren bir yetkilisi olmayan binlerce öğrencinin kaybolan geleceğidir. Bu devasa açığı ‘ücretli’ formülüyle yamamaya çalışmak, çökmekte olan bir binayı bantla tutturmaya benziyor.
Pedagoji Hak Getire: Çocuklar Kimlere Emanet Ediliyor?
Asıl korkutucu olan ise sınıflardaki öğretmenlerin liyakat ve eğitim durumu. Araştırma sonuçlarına göre, görev yapan ücretli öğretmenlerin yaklaşık yarısı lisans mezunu ancak bunların içinde eğitim fakültesi bitirenlerin oranı oldukça düşük. Daha da vahimi, ön lisans mezunlarının, yani iki yıllık bölümlerden mezun olanların dahi sınıflara sokulup çocuklara ders anlattırılmasıdır. Uzmanlık gerektiren özel eğitim sınıflarında bile durum farklı değil. Yaklaşık 21 bin ücretli öğretmenin büyük bir kısmı, engelli çocuklarla iletişim kuracak pedagojik formasyona sahip değil. Bu, devletin kendi eliyle eğitimde fırsat eşitliğini yok etmesi ve çocukların eğitim hakkını gasp etmesidir. Uzman olmayan ellerde şekillenen bir neslin faturası, yarın tüm topluma kesilecek.
Geçici Çözümler Geleceği Çalıyor
Türk Eğitim-Sen’in çığlığı aslında bir sistem eleştirisi. Ücretli öğretmenlik, hem eğitimciyi sömüren hem de öğrenciyi niteliksiz bırakan bir ‘modern kölelik’ düzenidir. Düşük gelir, sınırlı sosyal haklar ve iş garantisi olmadan çalışan bu insanlar, nasıl bir motivasyonla sınıfın içine girebilir? Öte yandan, emekliliği gelmiş öğretmenlerin ekonomik kaygılarla koltuğunu bırakamaması, gençlerin önünü tıkarken sistemin taze kan almasını engelliyor. Bakanlığın atama politikalarındaki yetersizliği ve kontenjan sınırlamaları, Türkiye’yi öğretmen yetiştiren ama öğretmeni sınıfa sokamayan bir ülke haline getirdi. Ücretli öğretmenlik uygulaması derhal kaldırılmalı ve 80 bin kadrolu atama ile bu rezalet sona erdirilmelidir. Aksi takdirde, her yıl aynı istatistikleri konuşup, aynı çöküşü izlemeye devam edeceğiz.






