Okul Koridorlarında Güvenlik İllüzyonu
Eğitim kurumlarının kutsallığı ve güvenliği üzerine kurduğumuz o cafcaflı cümleler, Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nun duvarlarında patlayan silah sesleriyle yerle bir oldu. Bir sabah çocuklarını ‘zihinleri gelişsin’ diye okula bırakan veliler, öğleden sonra evlatlarının nasıl hayatta kalma mücadelesi verdiğini dinlemek zorunda kaldı. Olayın merkezinde sadece bir saldırgan değil, çocuklarımızın içine itildiği o dehşet verici savunmasızlık hali vardı. Kağıt üzerinde mükemmel işleyen güvenlik protokollerinin, gerçek bir kriz anında nasıl kağıttan bir kule gibi dağıldığına şahit olduk.
Sıralar Kitap İçin Değil Siper İçin Kullanıldı
Görgü tanıklarının ve dehşeti bizzat yaşayan öğrencilerin anlattıkları, profesyonel bir aksiyon filmi senaryosunu aratmıyor; ancak buradaki korku gerçek, gözyaşları ise yapay değil. Öğrenci velisi Serkan Çakmak’ın aktardığına göre, silah sesleri duyulduğu anda sınıftaki çocuklar adeta birer komandoya dönüşmek zorunda kalmış. Sınıfın erkek öğrencileri, sıraları devirerek kız arkadaşları için bir koruma kalkanı oluşturmuş. Bu manzara, toplumsal olarak ne kadar ileri gittiğimizin değil, ne kadar ilkel bir güvenlik açığıyla baş başa kaldığımızın en acı ispatıdır. Henüz çocuk yaştaki bu zihinlerin, matematik problemleri yerine ‘kurşunlardan nasıl korunuruz’ stratejisi geliştirmesi modern dünyanın utanç tablosudur.
Öğretmenler Odasından Ateş Hattına
Olay anında boş dersini değerlendiren bir öğretmenin, silah seslerini duyar duymaz canını hiçe sayarak koridora fırlaması ve sınıfın kapısını kilitleyerek saldırganın içeri girmesini engellemesi, günün tek tesellisi oldu. Ancak burada sormamız gereken soru şu: Bir öğretmenin görevi müfredat yetiştirmek mi yoksa kapı sürgüleyerek mermi mi beklemek? Polis ekipleri okula ulaşıp kontrolü sağlayana kadar geçen o bitmek bilmeyen dakikalar, öğrencilerin zihninde ömür boyu silinmeyecek bir yara açtı. Çığlıkların ve korkunun hakim olduğu o koridorlar, artık hiçbir çocuk için eskisi kadar güvenli hissettirmeyecek.
Sistemin Delik Deşik Güvenlik Ağı
Her okul girişinde gördüğümüz o ‘güvenlik’ tabelaları ve bazen bir görevlinin beklediği nizamiye kapıları, görünen o ki sadece birer dekordan ibaret. Silahlı bir şahsın elini kolunu sallayarak bir ortaokulun kalbine kadar girebilmesi, sadece yerel bir güvenlik zafiyeti değil, sistemsel bir aymazlıktır. Çocukların sınıflarda ağlayarak birbirine sarıldığı, sıraların arkasına gizlendiği bir eğitim atmosferinde, hangi sınav sonucunun veya hangi akademik başarının bir önemi kalabilir? Kahramanmaraş’ta yaşanan bu olay, okul güvenliğinin kağıt üzerindeki yönetmeliklerden çok daha fazlası olması gerektiğini, ciddi yaptırımların ve gerçek önlemlerin şart olduğunu bir kez daha yüzümüze çarptı. Yarın başka bir okulda benzer bir senaryonun yaşanmayacağının garantisini kim verebilir?






