İstanbul’un Kıyılarında Yankılanan Hüzünlü Haber
İstanbul’un kadim kıyılarından, Marmara’nın serin sularına nazır Kazlıçeşme Sahili, 1 Mart sabahı derin bir sessizliğe büründü. O gün, Fatmanur Çelik (30) ve henüz hayatının baharında olan kızı Hifa İkra Şengüler (8), denizin dalgaları arasında hareketsiz bulundu. Bu yürek dağlayıcı keşif, bölgede yaşayan herkesi derin bir üzüntüye boğarken, hayatın ve ölümün kesiştiği o ince çizgiyi bir kez daha gözler önüne serdi. Tarih boyunca nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu şehrin suları, çoğu zaman neşe ve bereketi taşımış olsa da, zaman zaman böyle tarifsiz acıların da şahidi olmuştur.
Bir Toplumun Ortak Acısı ve Sorgulamaları
Olay yerinde yapılan ilk incelemelerin ardından, anne ve kızının maalesef hayatlarını kaybettikleri belirlendi. Cansız bedenler, ölüm nedenlerinin kesin tespiti için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Böylesi trajik bir olayın ardından, toplumda doğal olarak birçok soru yankılanır: Neden? Nasıl? Bu soruların cevabı, adli tıp uzmanlarının titiz çalışmaları ve emniyet birimlerinin yürüttüğü soruşturma ile aydınlanmaya çalışılırken, geride kalanların kalplerindeki sızı ise dinmek bilmez. Antik çağlardan günümüze, insanlık her zaman beklenmedik kayıplar karşısında hem şaşkınlık hem de anlam arayışı içinde olmuştur.
Veda Töreni: Hidayet Camii’nde Yükselen Dua
Adli Tıp’taki işlemlerin tamamlanmasıyla birlikte, Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in cenazeleri yakınlarına teslim edildi. Dün öğle saatlerinde, Ümraniye Hidayet Camisi, anne ve kızına son vedasını etmek isteyen yüzlerce kişinin akınına uğradı. Camide toplanan cemaat, özellikle de kadınlar, bu genç anne ve kızının zamansız ayrılığının ağırlığı altında ezilirken, tek yürek olup dua etti. Cenaze namazının kılınmasının ardından, tabutları omuzlayan kadınların vakar dolu yürüyüşü, bir anne ve kızın ruhuna duyulan derin saygının ve toplumdaki dayanışmanın sarsılmaz bir göstergesiydi. Bu hüzünlü anlar, geçmişte de birçok felaketin ardından toplumların birbirine kenetlenmesinin, acıyı paylaşarak hafifletmeye çalışmasının kadim bir ritüeliydi.
Ihlamurkuyu’da Sonsuz Uykularına Doğru
Anne Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in naaşları, dualar ve gözyaşları eşliğinde Ihlamurkuyu Mezarlığı’na defnedildi. Bu olay, yalnızca bir ailenin değil, tüm şehrin ve ülkenin hafızasına kazınan acı bir anı olarak yerini aldı. Böylesi beklenmedik kayıplar, bizlere hayatın ne kadar kırılgan olduğunu, sevdiklerimize her an sarılmanın ve her anı kıymetli bilmenin önemini bir kez daha hatırlatır. Deniz, bazen sonsuz bir huzurun sembolü, bazen de açıklanamayan sırların ve trajedilerin taşıyıcısı olabilir. Bu olayda da, Kazlıçeşme’nin suları, iki masum canın sırrını, belki de uzun süre kendinde saklayacak. Toplum olarak, bu tür acı olaylardan ders çıkararak, hem bireysel hem de kolektif olarak daha dikkatli ve şefkatli olma sorumluluğumuz olduğunu asla unutmamalıyız.






