MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Kadim Ses Yankılanıyor: Biz Bu Topraklara Aitiz

Ait Olma Hissi ve Toplumsal Hafıza

Bir insanın kendini güvende hissetmesi ve yaşam kalitesini artırması, yaşadığı topraklara olan aidiyet hissiyle doğrudan ilişkilidir. Anadolu’nun en eski ve köklü halklarından biri olan Süryaniler, bu topraklara olan sarsılmaz bağlarını Serdar Korucu’nun ‘Biz Bu Topraklara Aitiz’ isimli yeni kitabında dile getirdi. 38 farklı ismin tanıklıklarıyla şekillenen bu eser, sadece bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda bir toplumun köklerine sahip çıkma mücadelesini ve ruhsal yolculuğunu gözler önüne seriyor. Mardin’den İstanbul’a, Şırnak’tan Avrupa’nın çeşitli şehirlerine uzanan bu hikayeler, ortak bir kaderin parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Tarihin Tozlu Sayfalarından Geleceğe Köprü

Geçmişte yaşanan zorluklar, göçler ve kayıplar Süryani toplumunun belleğinde derin izler bıraksa da, son yıllarda atılan adımlar umudu yeşertmeye devam ediyor. Evrensel Süryani Ortodoks Kilisesi’nin Ruhani Lideri Moran Mor İğnatius Efrem II’nin vurguladığı ‘Kimse evini terk etmek istemez, biz bu topraklara aitiz’ cümlesi, aslında tüm Süryani toplumunun ortak sesi haline gelmiş durumda. Uzun yıllar süren sessizliğin ve gurbet hasretinin ardından, bugün devlet nezdinde atılan olumlu adımlar ve yeni kiliselerin temelinin atılması gibi gelişmeler, toplumsal barışın ve bir arada yaşama kültürünün ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Değişen Bakış Açıları ve İyileşme Süreci

Toplumun farklı kesimlerinden gelen temsilciler, geçmişte hayal bile edilemeyen adımların atıldığını ve bugün kendilerine sahip çıkan bir iradenin varlığını hissettiklerini ifade ediyorlar. İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Reisi Metropolit Mor Filüksinos Yusuf Çetin’in de belirttiği gibi, ‘Vali bizi ziyaret eder mi?’ diye beklenen günlerden, yeni ibadethanelerin açıldığı günlere gelinmiş olması, toplumsal refah ve huzur adına devasa bir dönüşümdür. Bu dönüşüm, sadece bir azınlık grubun değil, tüm Türkiye’nin kültürel zenginliğini ve dayanıklılığını artırıyor.

Hafızanın Korunması ve Gelecek Kuşaklar

Kitapta yer alan kişisel öyküler, popüler kültürde de iz bırakan detayları barındırıyor. Örneğin, ekranlarda büyük ilgi gören ‘Uzak Şehir’ dizisindeki konağın veya Kadir İnanır’ın başrolünde olduğu ‘Kapı’ filmindeki evin gerçek sahiplerinin bu toprakların evlatları olduğunu bilmek, kültürel mirasımıza olan ilgiyi artırıyor. Ancak bu hikayeler sadece mimariyle sınırlı değil; kaybedilen babaların, yarım kalan duaların ve her şeye rağmen sönmeyen bir memleket sevdasının anlatısıdır. Bir toplumun geçmişini dürüstçe konuşabilmesi, gelecek kuşakların daha sağlıklı ve bilinçli bir toplum yapısı kurabilmesi için en önemli adımdır. Kendi hikayelerimize sahip çıkmak, aslında kendi geleceğimizi inşa etmektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir