MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Gülistan Doku Sırrı Çözülüyor mu? Art Arda Tutuklamalar!

Adaletin Sessiz Yürüyüşü: Sır Perdesi Aralanıyor

Türkiye’nin yıllardır kalbinde bir sızı olarak taşıdığı Gülistan Doku dosyasında, vicdanları bir nebze olsun ferahlatan kritik gelişmeler yaşanıyor. Tunceli’de 2020 yılının ilk günlerinde iz kaybettirilen genç üniversite öğrencisinin akıbetine dair yürütülen soruşturma, bugün bambaşka bir boyuta evrildi. Toplumun kolektif hafızasında “cezasızlık” korkusu yaratan bu gizemli olayda, hukuk mekanizması nihayet en sert dişlilerini çalıştırmaya başladı. Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen ve aralarında Gülistan’ın erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ile üvey babası eski polis Engin Yücer’in de bulunduğu isimlerin tutuklanması, adaletin er ya da geç tecelli edeceği umudunu yeniden yeşertti.

Soruşturmada Yeni Dalga: Tutuklu Sayısı 8’e Yükseldi

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen titiz çalışmalar sonucunda, dosyadaki karanlık noktalar birer birer aydınlanıyor. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Abakarov ve Yücer’in tutuklanmasıyla birlikte, dosya kapsamında demir parmaklıklar ardına gönderilen kişi sayısı 8’e ulaştı. Bu gelişme, sadece bir hukuki süreç değil; aynı zamanda yıllardır kızlarının bir izini bulmak için sokak sokak gezen, feryatlarını tüm ülkeye duyurmaya çalışan Doku ailesi için bir can suyu niteliğinde. Gözaltındaki diğer isimlerin sorguları sürerken, her ifade yeni bir düğümü çözüyor ya da yeni bir soru işaretini beraberinde getiriyor.

Vali ve Başhekim Hakkındaki Sarsıcı İddialar

Dosyanın en can alıcı ve belki de en korkutucu kısmını, kamu görevlilerine yönelik suçlamalar oluşturuyor. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in isimlerinin bu soruşturmaya dahil edilmesi, olayın sadece bir “kayıp” vakası değil, organize bir delil karartma girişimi olabileceği şüphesini güçlendiriyor. Özellikle hastane kayıtlarında yapılan incelemeler, tüyler ürperten bir gerçeği ortaya koydu: Gülistan’ın o gün hastaneye giriş yaptığına dair verilerin sistemden “seçici silme” yöntemiyle yok edildiği iddiası, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Teknik bir arızadan ziyade, bilinçli bir müdahalenin izlerini taşıyan bu durum, yargının neden bu kadar kararlı bir tutum sergilediğini de açıklıyor.

Dijital İzler ve Bir Ablanın Adalet Çığlığı

Sadece fiziksel deliller değil, dijital dünyada bırakılan izler de savcılığın merceği altında. Gülistan’ın SIM kartındaki verilerin silinmesi olayına adı karışan eski polis memuru Gökhan Ertok’un etkin pişmanlıktan faydalanmak istemesi, soruşturmanın seyrini değiştirecek itirafların kapıda olduğunu gösteriyor. Yaşanan bu deprem etkisi yaratan gelişmelerin ardından konuşan abla Aygül Doku’nun sözleri ise toplumsal hafızaya kazındı: “Ebru savcımız tarih yazıyor.” Bir ailenin yıllardır sürdürdüğü onurlu mücadelenin, bağımsız yargının kararlılığıyla birleştiği bu noktada, Gülistan Doku’ya ne olduğu sorusunun yanıtı hiç olmadığı kadar yakın görünüyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir