Karanlık Dosyada 2026 Düğümü: İfadeler ve Gerçekler
Türkiye’nin yıllardır kanayan yarası olan Gülistan Doku davasında, 2026 yılına girerken sarsıcı bir dönemece girildi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan 10 kişiden biri olan Mustafa Türkay Sonel’in savcılık ifadesi, davanın seyrini değiştirecek detaylar içeriyor. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun akıbeti, teknolojik imkanların ve yeni tanık beyanlarının ışığında yeniden masaya yatırılıyor. Sonel, ifadesinde hakkındaki tüm iddiaları reddederken, davanın geçmişindeki o büyük boşluk hala doldurulmayı bekliyor.
Mustafa Türkay Sonel: ‘İsmini Basından Duydum’
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu olan Mustafa Türkay Sonel, savcılık sorgusunda Gülistan Doku’yu hiçbir şekilde tanımadığını ve olay medyaya yansıyana kadar adını dahi duymadığını iddia etti. Dosyadaki en ağır ithamlardan biri olan ‘tecavüz’ ve ‘cinayet’ suçlamalarına karşı sert bir savunma yapan Sonel, gizli tanık beyanlarını ‘iğrenç’ olarak nitelendirdi. Özellikle Celal Altaş’ın oğlu Umut ile yaptığı iddia edilen telefon görüşmesindeki ‘Bu tabancayla birini vurdum’ ifadesinin tamamen yalan olduğunu savunan Sonel, kendisinin sadece boncuk atan airsoft tüfeklere merakı olduğunu öne sürdü.
PTS Kayıtları ve Baz İstasyonu Çelişkisi
Soruşturmanın en kritik noktalarından birini oluşturan Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve daraltılmış baz istasyonu raporları, zanlıların olay gecesi bölgedeki hareketliliğini gözler önüne seriyor. Sonel, o tarihlerde söz konusu güzergahta bulunmasını ‘sadece tur atmak veya yakıt almak’ olarak açıkladı. Ancak stratejik açıdan bakıldığında, bir genç kadının kaybolduğu saatlerde aynı bölgede sinyal veren telefonlar ve araç hareketliliği, adaletin peşindeki kamuoyu için ikna edici olmaktan uzak kalıyor. Sonel’in, isminin dosyaya karışmasını sadece ‘babasının vali olmasına’ bağlaması ise davanın üzerindeki siyasi ve sosyal baskının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Jandarma Raporundaki Korkunç Detay: Boş Mezar
Haberin en sarsıcı ve belki de davanın kaderini belirleyecek kısmı ise Jandarma tarafından hazırlanan yer altı görüntüleme cihazı (YGC) raporu. Gizli tanık beyanlarının ardından Pertek ilçesi Koçpınar köyündeki bir mezarlıkta yapılan taramalar, tüyler ürperten bir gerçeği ortaya çıkardı. Rapora göre, ilgili alanda daha önce bir kazı yapıldığı ve bir şahsın gömüldükten yaklaşık 1-2 yıl sonra oradan çıkartıldığı tespit edildi. Boşlukta meydana gelen oksitlenmenin, cesetle birlikte gömülen bir metal nesneye veya silaha işaret edebileceği belirtiliyor. Bu durum, Gülistan Doku’nun cansız bedeninin yıllar içinde yerinin değiştirildiği şüphesini güçlendiriyor.
Toplumsal Adalet ve Sistemin Sınavı
Gülistan Doku davası artık sadece bir kayıp vakası değil, Türkiye’deki adalet sisteminin ve delil karartma iddialarının en büyük sınavlarından biri haline gelmiş durumda. 2026 yılına gelindiğinde, teknolojik verilerin 2020’deki karanlık noktaları aydınlatmaya başlaması, failler için çemberin daraldığını gösteriyor. Bir annenin dinmeyen gözyaşları ve toplumun adalet arayışı, bu dosyanın tozlu raflara kalkmasına izin vermeyecek kadar büyük. Şimdi gözler, o ‘boşlukta’ bulunan izlerin kimlere uzanacağına ve adaletin ne zaman tecelli edeceğine çevrilmiş durumda.






