MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Atölyedeki İnsanlık Dışı ‘Şaka’da Skandal Karar

Vincin Ucunda Sallanan Sadece Bir İşçi Değil

Çalışma hayatının o çok övülen ‘üretim çarkları’ bazen öyle bir gıcırdıyor ki, çıkan ses hepimizin vicdanını sağır ediyor. Ankara’daki bir iş makinesi atölyesinde yaşananlar, aslında Türkiye’deki kontrolsüz ve denetimsiz çalışma sahalarının nasıl bir ‘modern kölelik’ ve ‘sadizm’ yuvasına dönüşebileceğinin acı bir fotoğrafı. %61 zihinsel engelli Hamza S.’nin ayağından vince bağlanıp havada sallandırılması, üzerine bir de bu rezilliğin ‘şaka’ adı altında sosyal medyada servis edilmesi, meselenin sadece bir ‘adli vaka’ olmadığını kanıtlıyor. Bu, insan onurunun ucuz iş gücü pazarında nasıl yerle bir edildiğinin hikayesidir. Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir; bir toplumun adaleti ve vicdanı ekonominin gerçek temelidir.

Yirmi Dört Yıl Hapis İstemiyle Gelen Tahliye

Olayın üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçmiş, görüntüler infial yaratmış ve nihayetinde yargı süreci başlamış. Ankara 87. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanıklar Mehmet Ali Şenkal, Niyazi Ayhan ve Kemal Buldak için istenen ceza tam 24 yıl. Suçlamalar ağır: Eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve özel hayatın gizliliğini ihlal. Ancak mahkemenin ilk duruşmada verdiği karar, kamuoyu vicdanında derin bir yara açtı. ‘Delillerin toplanmış olması’ gerekçesiyle sanıkların tahliye edilmesi, ‘adalet yerini buldu mu?’ sorusunu bir kez daha gündeme getirdi. Adli kontrol şartıyla serbest kalan sanıklar, şimdi 15 Ekim’deki duruşmaya kadar aramızda dolaşacaklar. Gelin görün ki, bu ‘şaka’ savunması mahkeme salonlarında bir şekilde karşılık bulabiliyor.

‘Şaka’ Savunmasının Ekonomik ve Sosyal Maliyeti

Mesele şu ki, ekonomi sadece cebimizdeki paradan, enflasyon sepetindeki zamlardan ibaret görülmemeli. Bir ülkenin gerçek refahı, en zayıf halkasının ne kadar korunduğuyla ölçülür. Bir işyerinde engelli bir çalışana işkence edilip ‘şaka yaptık’ denilebiliyorsa, orada kurumsal bir yapıdan değil, ancak bir kaos düzeninden bahsedebiliriz. Bu tür olayların toplumsal maliyeti, yarattığı travma ve sisteme olan güvenin sarsılması, milyarlarca liralık zarar kadar büyüktür. İşverenin ‘olay anında orada değildim’ diyerek sıyrıldığı, çalışanların ise arkadaşını ‘oyuncak’ gibi kullandığı bu sistemde, asıl faturayı her zamanki gibi savunmasız olanlar ödüyor. Bu bir yönetim zafiyetidir, bu bir insanlık krizidir.

Engelli İstihdamı mı Yoksa İstismar Alanı mı?

Devletin teşviklerle desteklediği engelli istihdamı, maalesef bazı atölyelerde denetim boşlukları sayesinde bir ‘istismar alanına’ dönüşmüş durumda. Hamza S. olayında gördüğümüz gibi, zihinsel engelli bir bireyin korunması gereken bir iş ortamında, en yakın mesai arkadaşları tarafından fiziksel ve ruhsal saldırıya uğraması, denetim mekanizmalarının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Eğer biz iş yerlerini birer üretim merkezi olmaktan çıkarıp ‘güçlünün zayıfı ezdiği’ arenalara dönüştürürsek, ne sanayide kalkınma kalır ne de toplumda huzur. Adalet, sadece kağıt üzerindeki kanun maddeleriyle değil, o vinçten sarkan adamın onurunu korumakla tesis edilir. Şimdi herkes 15 Ekim’i bekliyor ama o güne kadar vicdanlardaki bu gedik nasıl kapanacak, orası meçhul.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir