Bir Ailenin Çığlığı: Kızıltoprak’ta Yıkılan Umutlar
Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi, 25 Mayıs 2025 gecesi, yürekleri burkan bir olaya sahne oldu. Baba Ali Tolaman (60) ile oğlu Barış Tolaman (25) arasında, boş bir arazide başlayan sıradan bir konuşma, kısa sürede geri dönülmez bir tragediye dönüştü. Tartışmanın şiddetli bir kavgaya evrilmesiyle, bir babanın eli kendi oğluna kalktı. Ali Tolaman’ın defalarca bıçakladığı genç Barış, olay yerinde hayatını kaybetti. Bu korkunç olay, sadece Tolaman ailesini değil, tüm mahalleyi derin bir üzüntüye boğdu; bir babanın neden kendi evladının canına kıydığı sorusu, vicdanları sızlatan bir yara olarak kaldı.
Çevredekilerin ihbarı üzerine hızla olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, genç Barış’ın yaşamını yitirdiğini teyit ederken, olay yeri incelemelerinin ardından cenazesi Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Bu anlar, bir ailenin paramparça olduğu gerçeğini acı bir şekilde yüzümüze vurdu.
Geride Kalanlar ve Hukukun Yolu
Olay sonrası kısa sürede yakalanan Ali Tolaman, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sağlık kontrolü sırasında gazetecilerin ‘Oğlunu neden öldürdün?’ sorusuna verdiği ‘Pişmanım, tartıştık. Alkol içip içip etrafa saldırıyordu’ yanıtı, kamuoyunda infial uyandırdı. Bu trajik olay, sadece bir cinayet davası olmanın ötesinde, aile içi şiddetin ve iletişim kopukluğunun ne denli yıkıcı sonuçlar doğurabileceğinin acı bir göstergesiydi. Tolaman’ın tutuklanarak cezaevine gönderilmesiyle, bu dramın hukuki süreci başlamış oldu.
Ancak bu trajedinin en sarsıcı yanlarından biri de, Ali Tolaman’ın 11 yaşındaki A.T. ile 9 yaşındaki E.T. adlı iki küçük çocuğu için kayyım atanması oldu. Bir anda hem babasız hem de ağabeylerini kaybetmiş bu masum yavruların geleceği, devletin himayesine emanet edildi. Bir cinayetin gölgesinde büyümek zorunda kalacak bu çocukların yaşadığı travma, davanın en yürek burkan detaylarından biri olarak hafızalara kazındı.
Adalet Arayışı: Mahkeme Süreci
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, cumhuriyet savcısının ‘altsoya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle başlayan süreç, tüm detaylarıyla masaya yatırıldı. Mahkeme heyeti, olay yeri inceleme tutanaklarından tanık beyanlarına, sanığın savunmalarından 29 Eylül 2025 tarihli otopsi raporuna kadar tüm delilleri titizlikle değerlendirdi. Amaç, adaleti sağlamak ve bu korkunç olayın perde arkasındaki gerçekleri aydınlatmaktı.
Provokasyon İddiaları ve Gerçeklerin Çatışması
Ali Tolaman, kolluk kuvvetlerindeki ilk ifadesinde ‘Motorum oradaydı, oradaki bıçağı aldım. Bir iki defa bıçakladığımı hatırlıyorum, gerisini hatırlamıyorum. Yere düştü, ben korkumdan onu orada bırakıp eve motorla döndüm’ demişti. Ancak mahkeme huzurundaki savunmasında ise olayın öncesine dair bambaşka bir tablo çizdi. Oğlunun apartman önünde taşkınlık yaptığını, komşuları rahatsız ettiğini, hatta polislere küfür edip üzerlerine rakı döktüğünü ve kardeşlerini dövdüğünü iddia etti. Bu iddialar, maktulün sosyal davranışlarına yönelik ciddi ithamlardı.
Daha önceki duruşmalarda bazı mağdur ve tanıklar da maktulün komşuları rahatsız ettiği ve alkol aldığı yönünde benzer beyanlarda bulunsa da, mahkeme, polis merkezlerinden gelen resmi yazılarla bu iddiaların çeliştiğini tespit etti. Barış Tolaman’a yönelik herhangi bir olay ve eylem kaydına rastlanmaması, 112 ihbar kayıtlarının da sanığın savunmalarını desteklememesi, mahkeme heyetini farklı bir sonuca ulaştırdı. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmalarının somut olgu ve delillerle örtüşmediği kanısına varıldı. Mahkeme, maktulün sosyal davranışlarına ilişkin ileri sürülen iddialarla sanığın oğluna yönelik eylemi arasındaki orantısızlığı göz önüne alarak, sanığın hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ettiğini kabul etmedi. Bu gerekçeyle, cezada indirim sağlayan tahrik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmedi.
Otopsi Raporunun Ağır Gerçeği ve Karar
Karar metninde yer alan otopsi raporu, olayın vahametini bir kez daha gözler önüne serdi: Barış Tolaman’ın vücudunda 36 adet kesici-delici alet yarası ve 4 adet kesik vasfında yara tespit edilmişti. Raporda, bu yaralardan bir kısmının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, ölümün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç organ hasarı ve gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. Bu detaylar, cinayetin ne denli vahşice işlendiğini ve bir babanın oğluna karşı duyduğu öfkenin boyutunu acı bir şekilde ortaya koydu.
Mahkeme heyeti, tüm delilleri ve otopsi raporunu titizlikle inceledikten sonra, Ali Tolaman’ı ‘altsoya karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ancak sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak cezada indirime gidildi ve ceza müebbet hapis olarak belirlendi. Ali Tolaman’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bu karar, bir evladını toprağa vermiş bir ananın acısını dindirmese de, adaletin tecelli ettiğine dair bir umut ışığı yaktı. Bu dava, aile içi şiddetin ve derinleşen çatışmaların toplumsal dokuda açtığı onulmaz yaraları bir kez daha gözler önüne serdi.






